İnsanlar, belli bir inancın desteği olmaksızın, kendi başlarına mutluluğa ulaşmaya çalıştıklarında ya genlerinde biyolojik olarak programlanmış ya da içinde yaşadıkları toplumca çekici kabul edilen zevkleri en üst düzeye çıkarmaya çalışırlar. Zenginlik, güç ve cinsellik bunların çabalarına yön veren başlıca hedefler olur. Ancak yaşam kalitesi bu şekilde yükseltilemez. Doyumun önündeki engeller, ancak ve ancak yaşantının doğrudan denetlenmesiyle, yaptığımız her şeyden an be an zevk alma yeteneğiyle aşılabilir.
Bir hedefe ulaşmaya çalışmak bilince düzen getirir, çünkü kişi dikkatini elindeki iş üzerinde yoğunlaştırmalı ve o an için başka her şeyi unutmalıdır. İnsanlar, zorlukların üstesinden gelmeye çalıştıkları bu dönemleri, yaşamlarının en eğlenceli zamanları olarak değerlendirirler.
İnsanlara gerçek anlamda doyum sağlayacak olan zayıf ya da zengin olmaları değil, yaşamlarıyla ilgili iyi şeyler hissetmeleridir. Mutluluk arayışında kısmi çözümler işe yaramaz.