Bu dünyada hayatta kalmayı hak eden şeyler var, diyordu Filistinli şair: Nisan ayının tereddütü, seher vakti ekmeğin kokusu, bir kadının erkekler hakkındaki görüşleri, aşkın başlangıcı, bir taşı sarmalayan çim, savaşçıların anılarından korkması ve de eylülün sonu, diyerek sıralıyordu kendi tahayyülündeki hayatı.
Ömür çizgisi kısalırken hayaller gitgide uzaklaşır; elveda bile demeden gider düşlerin, bakakalırsın artlarından. Her nerede büyüdüğünün farkına vardıysan oradan sonra artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.
Hem aşkın hem arkadaşlığın olduğu evlilikler en ideal birlikteliklerdir. Aşkın yok olup olmaması evliliğin kendisiyle değil, eşlerin bu duyguyu besleyip besleyememesiyle ilgilidir.
İmkansız şiir yazmaya benzer . Cahit Zarifoğlu'na İlhami nasıl bulduğu sorulduğunda ilhamın havada asılı durduğunu ve uzanıp aldığını söylemiş. İmkansız da böyle bir şey işte. İşini severek, aşkla şevkle yapan insan için imkansız önüne serilen yoldur.