(Spoiler içerir!)
Kitabın başından sonuna kadar gururlarından ödün vermekten hiç çekinmeyen karakterlerin ezilişini izliyoruz. Hassas kalpli olanların ezilenlere üzülerek, daha gerçekçi olanlarınsa bencillik prensibinden hiç şaşmayan Prens dışında kimsenin hikayesinin iyi yönde ilerlemediğini fark edip kendi erdem anlayışından şüphelenmesiyle ilerliyor. Bir de Alyoşa var tabii ama o da aptallığı sebebiyle mutlu olduğu için onu saymıyorum.
Ezenlerin ezmekten, ezilenlerin de ezilmekten nasıl memnun olduğunu Prens ve Vanya (İvan Petroviç) arasında geçen bir konuşmadan anlayabiliyoruz. Prens, zengin babasının parası için evlendiği kadına parasını geri verme fırsatı olduğunu, fakat bunu yaparak kadını kendisine lanet etmek zevkinden alıkoyacağını söylüyor. Bu açıklamasıyla ezenlerin ve ezilenlerin bulundukları konumda kalmaktan aldığı keyfi kendi lehine akıllıca kullanırken bize de insanın ezilmekten bile keyif alabilecek kadar acınası duruma düşebileceğini açıkca gösteriyor.
Ezilmesine rağmen olabildiğince güçlü duran ama yine de gücünü yetişkinlere yetiremeyen hasta Nelli'den başka kimseye acımadım romanı okurken. Onun dışında herkes kendi tercihlerinin sonucunu yaşıyor. Masloboyev ise bencilliğinin ya da erdemlerinin kurbanı olmayan tavrıyla, kitapta çok büyük bir yer kaplamamasına rağmen benim en benimsediğim kişi oldu.