Anadolu'nun Müslüman kadınları hayatlarının doğurgan yıllarını ortalama altı çocuk doğurarak geçiriyorlardı. Ne var ki ölüm oranları da yüksekti ve ortalama yaşam süresi kısaydı. Anadolu' da doğan çocukların yarısı kendi çocuklarının doğumunu görecek kadar uzun yaşamıyordu. Ortalama ömür, Anadolu'nun hiçbir yerinde otuz beşi aşmıyordu.
Dün Fransız sefirinin eşi ile beraber Padişah'ı camiye giderken gördük. Öncü olarak başlarında iri beyaz tüyler bulunan. Ir sürü yeniçeri gidiyor, sipahiler de büyük bir kalabalık meydana getiriyorlardı. Bunların rengarenk, koyu renkte, gayet zarif elbiseleri var. O kadar ki, uzak bir yerden bakınca bir lale bahçesine benziyorlar. Arkalarında yeniçeri ağası, elbisesi kırmızı kadifeden, astarı gümüş rengi. Gayet süslü iki uşak da atını götürüyor. Ondan sonra saray kadınlarının muhafızı olan kızlar ağası geliyordu. Kara tenine uygun, koyu sarı, kurk kapli bir elbisesi var. Daha sonra padişah geliyordu.
1750-1800 dönemlerinde mukataalara ilişkin özel bir incelemede, duş ticaretten kaynaklanan gelirlerdeki yüzde 178'lik bir artışa karşılık yerli sanayiden kaynaklanan gelirlerdeki artışın sadece yüzde 14 olması bu acıdan dikkat çekicidir.