"Ağaçları seçmeye ilk sen başlayacaksın."
Ayaklarına baktım, takunyalarının ucundan fırlayan ayak parmaklarına. Kara köklere sahip yaşlı bir ağaçtı o. Bir nevi baba-ağaç. Benim hemen hiç tanımadığım bir ağaç.
"Dahası var. Şeker portakalı fidanını hemen kesmeyecekler. Kestiklerindeyse uzaklarda olacaksın ve hiç hissetmeyeceksin."
Hıçkırıklara boğularak dizlerine sarıldım.
"Hepsi boşuna, baba... Hepsi boşuna..."
Tıpkı benimki gibi yaşlarla sırılsıklam olmuş yüzüne baktım ve bir ölü gibi fısıldadım:
"Kestiler bile baba, bir haftadan fazla oldu, şeker portakalı fidanımı kestiler."