İnsanın elinde bir parçacık fazla paracığı oldu mu, sarhoş olma fırsatı da hep vardı. Sivri kenarlar törpülenip yok oluyordu o zaman. Bir sıcaklık geliyordu. Artık yalnızlık yoktu. İnsan beynini dostlarıyla doldurur, düşmanlarını hemen buluverip ortadan kaldırırdı. Hendeğin ordaki kampta, hemen ayağının altındaki toprak daha yumuşak gelirdi ona. Başarısızlıklar göze o kadar gözükmez, gelecek de bir tehdit olmaktan çıkardı. Açlık kol gezmezdi ortalıkta. Dünya yumuşacık kolay bir yer olabilir, insanın amaçladığı yere varması kolaylaşırdı. Yıldızlar alçalır, çok yakınlaşır, gökyüzü yumuşardı. Ölüm bir dost olurdu. Uyku da ölümün kardeşiydi. Eski günler geri dönerdi.. ayakları güzel bir genç kız... memleketteyken bir ara dans etmişti onunla bir kere.. sonra bir at.. çok eskiden... bir at ve bir eyer.. derisi de oymalı. Ne zamandı o? Konuşacak bir kız bulmalı. İyi fikir. Belki yatarım da onunla.
Burası da amma sıcak yıldızlar da öyle alçak, öyle yakın ki! Hüzünle neşe öyle iç içe ki, aslında ikisi aynı şey.
Keşke hep sarhoş kalsam.
Kim demiş kötü diye, kim cesaret edebilmiş öyle bir şey söylemeye? Papazlar.. ama onların da kendilerine göre başka bir sarhoşlukları var. Reformcular.. Onlar da hayat nedir anlayacak kadar derinine inmiyorlar işin.
Yoo.. Yıldızlar yakın ve sevimli.. Ben de evren kardeşliğine katıldım artık her şey kutsal her şey.. Ben bile