İşte İslâm, sadece budur; evet sadece bu! O, bir sözden ibaret olmadığı gibi, ne kendisine İslâm adını veren bir toprak parçasında doğmaktır ve ne de Müslüman bir anne babanın mirasçısı olmaktır.
Müslümanlar, cahilî gelişimin ortaya koyduğu her tür eserden istifade edebilir. Ancak bunu yaparken gaye; düşüncelerini bu eserlere dayandırmak ve bilgi birikimlerini onlardan almak olmamalı, cahiliyenin haktan nasıl saptığını öğrenip bu sapkınlığın İslâm akîde ve düşüncesi doğrultusunda nasıl düzeltilebileceğinin yollarını aramak olmalıdır.
Ebu Hureyre’den (Allah ondan razı olsun) bildirildiğine göre Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesselam) şöyle dua ederdi: “Allah’ım bütün işlerimin başı olan dinim konusunda hataya düşmekten beni koru. Yaşadığım şu dünyadaki işlerimin yolunda gitmesini sağla. Dönüp varacağım ahiretimi kazanmama yardım et. Hayatımda daha fazla hayırlar yapmama imkan tanı. Ölümümü her türlü sıkıntılardan kurtuluşa sebep kıl.” (Müslim ,zikir, 71)
Allah sana bir zarar verecek olursa, onu O’ndan başka giderecek yoktur. O senin hakkında bir iyilik dilerse onun lutfunu engelleyebilecek de yoktur. Bunu kullarından dilediğine nasip eder. Bağışlayan ve esirgeyen O’dur.