Ekrem Ciğerli

Ekrem Ciğerli
@Ekrem22
Okur, Yazar
Kur’an’a göre: “Yeryüzündeki her şeyi sizin için yarattı.” (Bakara 2/29) Bu ayet, doğanın insana verilmiş nimet olduğunu gösterir. Fakat aynı Kur’an şunu da söyler: “İsraf etmeyin, Allah israf edenleri sevmez.” (A‘râf 7/31) Buradan çıkan temel ilke şudur: Her yaratılan nimettir; fakat nimeti israf etmek, zarara dönüştürmek mekruhtur. Helal, haram hükmü nesneye değil, kullanıcının fiiline bağlıdır. Sigara örneğinde sorun tütünde değil, insanın onu zehre çevirmesindedir.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Haramı koyan yalnız Allah’tır. Hiç kimse Allah’ın söylemediği bir şeyi haram ilan edemez. Bu nedenle kültürel alışkanlıkların, Örfün, mezhepsel yorumların veya cemaat baskısının bir davranışı “haram” ilan etmesi Kur’an ölçüsünde geçerli değildir. İnsanlar dindarlık adına çoğu zaman fazladan yasak inşa eder, bu yasaklar zamanla kutsala dönüşür, sorgulanamaz hale gelir ve tabu doğar.
KİŞİSEL REFORM KİTABI
Kur’an’da “kurban bayramı” şeklinde bir ibadet adı veya “her yıl kesilmesi gereken kurban” hükmü yer almaz. Kur’an’da geçen “hedy”, “nusuk”, “budn” gibi kelimeler daha çok hac bağlamındaki uygulamaları ifade eder: • Hac sırasında getirilen hayvanlar (hedy) • Kâbe’ye ulaşması engellenen adak hayvanları • Hac sırasında yapılan sembolik kesim uygulamaları Bu kelimelerin hiçbirisi müminlerin yılda bir kez, hacla ilişkisi olmayan bağımsız bir kurban kesme yükümlülüğü olduğunu ifade etmez. Bu nedenle Kurban Bayramı’nda yapılan uygulama, Kur’an’ın açık ve bağımsız bir ibadeti olarak değil; İslam toplumunun erken döneminde peygamber pratiği → sahabe → mezhepler → kültür zinciri içinde gelişmiş bir ritüel olarak karşımıza çıkar.
KİŞİSEL REFORM KİTABINDAN: Kur’an’ın Evrensel Çekirdeği 1. Kur’an’ın değişmez çekirdeği evrenseldir: Adalet, özgürlük, insan onuru, emanet ve dürüstlük 2. Siyasi iktidarlar din yorumunu kendi çıkarları doğrultusunda şekillendirmiştir: Bu durum fıkhı ve mezhepleri devletle iç içe geçirmiştir. 3. Dinin geniş coğrafyalara yayılması yorum çeşitliliğini artırmıştır: Mezhepleşme bu nedenle kaçınılmaz hale gelmiştir. Bu nedenle yapılması gereken, Kur’an’ın: evrensel ilkeleri • ahlaki çekirdeği, • insanı muhatap alan öz yapısı ile tarihsel-kültürel yorumları birbirinden ayırmaktır. Bu ayrım yapılmadıkça din, ya siyasetin aracı olur ya kültürel kalıpların gölgesinde kalır.
Dolayısıyla ezanı tartışmak din düşmanlığı değildir; bilakis ibadetin maksadını ve yöntemini doğru konuma oturtma ça basıdır. Eğer asıl gaye Allah’a çağrı ise bu çağrı şekil değil niyet ile korunmalıdır. Sesin yüksekliği ibadeti büyütmez; fakat gereksiz yükselti toplumsal rahatsızlık doğurabilir. Bu nedenle ezanın kültürel sembol oluşu korunabilir; fakat kesin ve değişmez tabu kılınması, Kur’an'ın ruhunu temsil etmez.