"Doğa nasıl sonbahara dönüyorsa, kendi içimde ve kendi cevremde de sonbahar şimdi. Yapraklarım sararıyor, çevremdeki ağaçların yaprakları döküldü bile."
Kesinlikle okumalısınız!!!
Ah şimdi sizlere kitaptan bahsedeyim. Werther hiç aşık olmaması gereken kelimenin tam anlamıyla başkasına ait olan birine aşık olmasıyla aslında her şey başlıyor. Başlıyor yerine bitiyor da denilebilir oysaki. Kitabın başlarında yazarın yapmış olduğu harika doğa betimlemeleri ve henüz atalet seviyesine ulaşmamış Werther' ın ruh hali, beni ilkbahar mevsiminde henüz daha yeni yeni içimizi ısıtmaya başlamış olan güneşin sıcaklığıyla, çiçekli bahçelerde gezintiye çıkarmış gibiydi. Sonrasında olaylar gelişip durdu ve kitabın son sayfasında boşalmak ve boşalmamak arasında ikircemde kalmış gözyaşlarım vardı. Neyse okumayanlar için sanırım ne diyorsunuz, hah spoiler vermiş oldum. O zaman kapanışı kitapta geçen ve benim çok hoşuma giden Fransızca bir sözcükle yapayım. Adieu!
• (Hoşçakal!)
"Bazen aklım almıyor; onu yalnızca ben, hem de öylesine içten öylesine dolu dolu severken, ondan başka hiçbir şey görmez, bilmezken, ondan başka hiçbir varlığım yokken, nasıl olur da onu bir başkası sever, sevebilir? "