Emine D.

Karışık, spoiler içeren kendine notlar!!
Puan vermedi·517 syf.··
2025 1. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 01 Temmuz 2025 00:49
Lizzie Connolly ile mutlu olabilirdin be abi.. Sade, saf ve gerçekçi bir sevgiydi bence o kızınki. Ruth, hep değiştirmek, dönüştürmek istedi Martin'i. Ailesine, burjuva kesimine, aldığı eğitime göre yontmak istedi hep. Asla olduğu haliyle kabul etmedi. Hikaye denizde başladı denizde bitti. Sonu çok etkileyiciydi. Başlarda Ruth'a olan aşkıyla dolu sayfaları çevirirken çok bunalmıştım. Bir insanı bu kadar sevmek, ilahileştirmek, tüm hayatının merkezi haline getirmek, geleceğini ona göre şekillendirmek, benliğini, hayallerini, yaşamını değiştirmek başlarda çok ürkütücü, anlamsız hatta rahatsız verici gelmişti. Gerçi bu düşüncem hala değişmedi sadece ilerleyen sayfalarda iyi ki kitabı yarıda bırakmamışım dedim. Karakterle ne kadar zıtlaşsam, çatışmalar yaşasam da gelişimini izledikçe hayranlık duymaya başladım. Bir karakter ancak bu kadar güzel işlenebilirdi gerçekten. Kitabın kapağını kapattığımda gerçekten sorguladım. Tavanı, duvarı izlerken sürekli düşündüm. Uzun zamandır böyle hissettirmemişti hiçbir kitap. Sonu çok rahatsız etti belki de gerçeklikten korktum. Felaket etkileyiciydi bence sonu. Gerçekten denizde başladı denizde bitti. Özgürlüğünü yine denizde buldu Martin. Bence kendi benliğine geri dönüşünün bir simgesiydi son sahne. Beni en çok etkileyen konulardan biri Martin' in zengin olduktan, şöhrete kavuştuktan sonra insanların ona karşı olan davranışlarının yüz kızartan cinsten değişmesi oldu. Gerçek olması can sıkıcı ama gerçek işte. İnsanlar paraya, şöhrete tapıyor. Tıpkı Martin gibi ben de kendi kendimce sayıkladım. O hala aynı Martin' di, yazdıkları, düşünceleri hiçbir şeyi değişmemişti işte. Bir diğer konu, Martin' in Ruth'a olan sevgisi...Beni hep rahatsız etti bu sevgi. Birine bu kadar bağlanmak... Kendi karakterinden, benliğinden vazgeçmek... Tüm
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,9bin okunma
Reklam
Jack London
5/10
·56 syf.··
Beğendi
·
2023 8. kitabı
Merhaba, bu kitabı bana çok sevdiğim ve çok tatlı, samimi bulduğum bir arkadaşım hediye etmişti. Okumaya şimdi fırsat buldum. Burdan ona tekrar teşekkür etmiş bulunayım ve vakit kaybetmeden incelememe geçeyim. Kitabın kısaca konusundan bahsedeyim. Nass adında bir delikanlı var. Akatan Adasında yaşıyor. Kitapta da çokça duyacağınız gibi reis oğlu reis bu Nass. Senelerdir devam etmekte olan bir kan davası var bu delikanlının başında. İki taraftan da son bir kişi kalmış. Bizim Nass ve karşı aileden Unga kızımız. Nass küçüklükten beri bu kan davasının dolduruşuyla büyür ta ki Unga'ya aşık olacağı güne kadar. Hikayemiz de bundan sonra devam eder Nass' ın maceralariyla. Bence konuyu fazla bile anlattım. Ben şahsen bir kitabı okumadan önce inceleme vb şeyler okumam. Kitabin büyüsünü kaçırdığına inanıyorum nedense. Hicbir şey bilmeden şok üstüne şok yaşayarak okumak çok daha keyifli geliyor nedense. Bu filmler, diziler için de geçerli. Her neyse şimdi gelelim ben bu kitabı beğendim mi kısmına. Açıkçası kitaba ayıldım bayıldım desem yalan olur. İlk 10/15 sayfasında ne okuduğumu bile anlamadım. Sonra yavaşça konuya giriş yapıldı , olaylar anlatıldı hemencecik oldu bitti her şey. Zaten 44 sayfalık bir kitap olduğu için normal bir durum. Lâkin kısa olmasının haricinde olaylar basit kaldı gibi geldi gözüme. Franz Kafka' dan Dönüşüm de oldukça kısa bir kitaptı ama okuyanlar bilir çok etkileyici bir anlatıma, psikolojik tasvirlere ve harika bir kurguya sahipti. Bu kitapta anlatım da basit olay da. Bu yüzden aman aman beklentilerle kitabı okursaniz hüsrana uğrarsınız. Yeni kitap okumaya başlayan insanlar için veya ara verenler için öneririm tabi ki çünkü bir çırpıda bitiveriyor. Sade bir anlatıma sahip. İncelemem bu kadarr:) Keyifli okumalar dilerim herkese :)
1000Kitap
Bir Kuzey MacerasıJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202425,4bin okunma
9/10
·214 syf.··
Beğendi
·
2021 3. kitabı
Kitabın konusundan, içeriğinden ziyade bana kattığı şeylerden sizlere bahsetmek isterim. Lütfen kitabı okumadıysanız yazdıklarımı da okumayın çünkü spoiler verebilirim. Kitabın ilk sayfasından itibaren içimi bir merak duygusu sardı. Hatta kitap bittikten sonra o ilk sayfayı bir daha okudum. Aslında ilk sayfa hikayenin sonu. Bu tarz filmlere de kitaplara da bayılıyorum. İlk başta sonunu veriyorlar ama senin merakından pek bir şey eksilmiyor. Kitabı okurken duygudan duyguya atladım diyebilirim. Kimi sayfalarda hüzünlendim, heyecanlandım, gururlandım hatta sinirlendim. Kime sinirlendin diye soracak olursanız köylü halka çok sinirlendim. Ülke işgal altında ve köylüler o kadar sakinler ki sinirlenmemek elde değil. Onları bir düşman değil de kurtarıcı melek gözünde görmeleri insanı çileden çıkarmadı değil ama ne yalan söyleyeyim hikayenin sonunda köylülerin başına gelenlere de çok üzüldüm. Sinirim bir anda yerini hüzne bıraktı. Ve ben şunu çok ama çok iyi anladım: Hiç bir düşman ülkemizi işgal etmeye elinde beyaz güllerle gelmez. Ülkenin işgal altında kalması demek malının, evinin, namusunun da işgal altında kalması demektir. Bir Türk'e Türkten başkası yar olmaz!
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 202154,5bin okunma
9/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2020 24. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 19 Aralık 2020 19:21
Bu kitap kişisel gelişim kitaplarından çok daha farklı. Bence bir kişisel gelişim kitabından ziyade bir yol arkadaşı. Zaten yazar da bunun böyle olduğunu kitabın tanıtım videosunda bahsetmiş. Ben bu düşünceyi sırf yazarı dediği için kabullenmedim. Kitabi okurken her detayda her cümlede hissettim. Mesela en çok dikkatimi çeken şey modern hayatın güzel sözlerle bize sanki dünyada değil de periler aleminde yaşıyormuşuz gibi hissettirmesi. Bir örnek vermek gerekirse mesela başarmak... Modern bilim insanları, profesörler, zengin iş adamları... Hepsi bize istediğiniz her şeyi yapabileceğimizi söylüyor. İmkânsız diye bir şey yok! Bu kitap sayesinde fark ettim ki imkansız diye bir şey var! Benim mantığım sayısal olarak çalışmıyorsa, doktor olabilmek için gerekli olan donanımlar bende yoksa ne kadar zorlarsam zorlayayım başarılı olamayabilirim. Çünkü bazı şeyler doğuştan gelir. Bir başka örnek de eğer sesim kötüyse ne kadar zorlarsam zorlayayım solist olamam. Ama modern hayat dediğimiz şey bize her şeyi yapabileceğimizi itekliyor. Bizler de bir şeyi başaramadığımızda veya bir şey çok mükemmel olmadığında kendimizi yetersiz ve zavallı görüyoruz. Oysa belki de sesimiz kötü ama oyunculuk yetenekleriniz çok iyi. Ya da sayısal zekanız yok ama sözel zekamız tıkır tıkır çalışıyor. Biz sayısala veya solist olmaya o kadar çok kafayı takmışız ki hayatımızda var olan diğer yeteneklerimizi, güzelliklerimizi keşfedemiyoruz. Kitap sayesinde farkına vardığım ve değinmek istediğim bir diğer konu da mutluluk haricindeki hüzün, korku, endişe gibi duyguların hep bastırılmak istenilişi. Bu tarz karamsar olarak nitelendirilen duyguları hayatımızda görmek istemiyoruz. Oysa bizim mutlu olmak kadar üzülmeye de ağlamaya da ihtiyacımız var. Bu duygularımızı da tıpkı mutluluk gibi doğal karşılamalıyız.
Kendine İyi Davran Güzel İnsanBeyhan Budak · Destek Yayınları · 201912,9bin okunma
1/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2020 18. kitabı
*Kulak verin bu yazdıklarıma, pişman olmazsınız diye umuyorum. *Spoiler içerebilir! Seneler evvel and içmiştim bir daha asla watpad den çıkmış bir kitabı okumayacağıma. Sonra çok sevdiğim bir kitapsever önerdi, ardından en yakın arkadaşım... Yaz gününde okunması gereken hafif ve güzel bir kitapmış. Bu kitabı okuyup da kitaba aşık olmayan yokmuş. İnandım... İkinci kitap bitmek üzere ve ben kendimi Ömer Uçar gibi hissediyorum (EZEL) Neyse geçelim yaşadığım trajedileri de kitaba dönelim. Kitabın ön ve arka kapağı güzel değil desem yalan olur. Zaten sırf arkasında yazanlar için aldım kitabı, gözüme farklı bir hikaye gibi görünmüştü o sıralar. Sonra ah o ilk sayfalar... Ben o ilk sayfalarda kitabı dünyanın en tatlı kitabı olarak ilan ettim. Farklıydı.... Ilk defa kültürümüzü gördüm, şaşırdım. Hepimizin çocukken oynadığı o sıcak mahalle, küçük bir dükkan, sıcak komşular, samimi arkadaşlıklar, çay... Sonrasında Sahra kızımızın o masum sevgisi... En yakın arkadaşı olan Erva' nin abisi, ona her gün ayçöreği alan Ahmet'e âşıktır Sahra çocukluğundan beri. Buraya kadar her şey o kadar güzeldi ki. Aniden hikayeye Yaseminler, Çakma Romeolar, Kelebekler girdi. Hep içimde bir umut vardı. Bu kızımız da gidip; her gün başka bir kızı koynuna alan, aşırı yakışıklı, bir o kadar da çapkın ama aslında geçmişte saklı acıları olan çocuğa aşık olmayacak diye teselli ettim kendimi. Ah işte kaçınılmaz son! Şu an ikinci kitabın yarısındayım ve bilin bakalım ne oldu? Gül gibi temiz beyefendi Ahmet gitti Yasemin ile nişanlandı. Esas kızımız da şu an Çakma Romeo' nun haplarıyla haplanmakla meşgul. Kitapta çok sinirimi bozan bir noktaya değinmek istiyorum. Alın teri dökenlerin gece gündüz çalışarak kazandığı tıp fakültesi sizin onu bu kadar asağılamanız ve küçük düşürmeniz için ne yapmış olabilir? Yok
AyçöreğiZeynep Sahra · Ren Kitap · 201811,4bin okunma
Reklam