Gece çöktü yine.
Herkes uyuyor zannediliyor ama kimse tam uyumuyor.
En çok da içimiz.
Işıklar kapalı, sesler kısık.
Ama insanın içi gürültülü.
Düşünceler bağırıyor, hatıralar pace yapıyor, kalp susmuyor.
Bazı geceler var,
İnsana geçmişini bir tabak gibi önüne koyuyor:
Kırıklar, eksikler, söylenememiş cümleler,
Bir de “keşke” sosu…
Gündüz güçlüydün ya,
Gece onun fişini çekiyorlar.
Maskeler düşüyor,
Dayanıklılık uykuda bırakılıyor.
Anne sesi özleniyor.
Bir mesaj gelmeyecek biri bile bekleniyor.
En ağır olan da şu:
İnsan bazen kendi içinde kayboluyor
ve kendini bile bulamıyor.
Dualar yarım, sabır ödünç, umut yorgun.
Ama yine de sabaha çıkmayı biliyoruz.
Çünkü alışmışız: