Adam haklı, terzinin kütüphanesi mi olurmuş? Manav kitap mı okurmuş? Memur, her ay birkaç kitap almak için maaşından belli bir miktar para mı ayırırmış? Yazarlığın meslek kabul edilmediği bir ülkede, böyle şeylerin lüks görülmesi doğru değil mi? "Kalemimle geçiniyorum” sözünün, "kalem tüccarı" olarak anlaşıldığı bir memlekette kitabın lüzumundan bahsetmek, körler ülkesinde mum satmak sayılmaz mı?
Merhum Neyzen Halil Can, bu "basma" sözünü de yerinde bulmaz, "hocam kitabınız ne zaman basılacak?" diye soranlara, "Evladım, o ne biçim söz? Kitap mâlum yerler basılır gibi basılmaz, kisve-i tab'a bürünür" diye cevap verirmiş.