Diktatörlük döneminde türlü ölümlerden yakayı yırtıp "demokrasi" devrinde bir caddenin ortasında önüne çıkan motosikletle anlamsız bir ölüme kurban gidenler. İnanç sahiplerinin ihanetlerine maruz kalıp dinsizleşenler. İman etmenin sağladığı "menfaatleri” keşfedip imana gelen dinsizler. Son üç yılda ortaya çıkan tuhaflıkları saymanın imkânı yoktu. Gitar çalan sıska Danyal Teydaros Moşe'nin yaşlı annesinin evine dönmesi mi insanlara garip gelecekti?
'Hepimizin masum bir tarafı olduğu gibi suçlu bir tarafı var. Suçsuz yere öldürülen biri bugün için masum görünebilir. Fakat on yıl önce eşini veya huzurevindeki annesini pencereden sokağa attığında veya bir ailenin suyunu, elektriğini keserek bir çocuğun hastalanarak ölmesine sebep olduğunda aynı adam bir suçluydu.'
Dürüst olmak gerekirse sanırım herkes bir şekilde sorumlu. Daha da ileri gidip şunu diyebiliriz: Meydana gelen olayların ve yaşanan trajedinin kaynağına indiğimizde tek neden çıkıyor karşımıza: Korku. Köprüdeki insanlar öldü, çünkü ölmekten korkuyorlardı. Toplum olarak her gün aynı korkuyla ölüp duruyoruz.