Bal Cadısı benim için oldukça yumuşak, atmosferi güçlü ama bazı yönleriyle de düşündüren bir okuma oldu. Kitap daha ilk sayfalardan itibaren okuru doğayla, büyüyle ve sakin bir masal atmosferiyle karşılıyor. Arılar, bal, bitkiler, kır evleri ve kadim cadı gelenekleri… Tüm bu unsurlar hikâyeye çok sıcak ve huzurlu bir hava katıyor. Okurken gerçekten de kendimi güneş ışığı alan bir bahçede, çiçeklerin arasında, arıların vızıltısını dinlerken bir fincan çay içiyormuş gibi hissettim. Yazarın özellikle atmosfer kurma konusunda oldukça başarılı olduğunu söyleyebilirim.
Hikâyenin merkezinde ise Marigold var. Marigold çocukluğundan beri kendini diğer insanlardan biraz farklı hisseden bir genç kadın. İçinde açıklayamadığı bir his, annesinin ondan sakladığını düşündüğü bazı sırlar ve dolunay gecelerinde güçlenen tuhaf sezgileri var. Ama çevresindeki kimse onun bu hislerini ciddiye almıyor. Özellikle annesinin bu konudaki inkârı Marigold’un kendini daha da yalnız hissetmesine neden oluyor. Babası ise daha destekleyici bir karakter olsa da Marigold için yaşadığı hayat artık dar gelmeye başlıyor.
Her şey büyükannesinin aniden ortaya çıkmasıyla değişiyor. Uzun yıllardır görüşmedikleri büyükannesi, Marigold’a ailesinin kadim sırrını açıklıyor: Soylarında doğan ilk kız çocukları cadı oluyor. Marigold da tıpkı büyükannesi gibi bir Bal Cadısı. Ancak bu güç beraberinde ağır bir bedel getiriyor. Bu soy lanetli ve Bal Cadıları gerçek aşkı yaşayamaz. Gücü seçen bir cadı kalbinden vazgeçmek zorunda.
İşte kitabın en güçlü taraflarından biri de bu ikilem. Aşk mı, güç mü? İnsan kalbi mi yoksa kadim bir miras mı? Marigold’un önüne konulan bu seçim aslında hikâyenin duygusal omurgasını oluşturuyor. Çünkü büyü öğrenmek, kendi kimliğini keşfetmek ve ait olduğu yere gitmek onun için heyecan verici
Bal CadısıSydney J. Shields · Yabancı Yayınları · 202544 okunma
Kör Atış, romantik komedi türünü sevenler için oldukça akıcı ve eğlenceli bir okuma sunuyor. Spor temalı aşk romanlarının o tanıdık atmosferini taşıyan kitap, Vegas’ta sarhoşken yapılan bir evlilik hatasının sahte evlilik anlaşmasına dönüşmesiyle başlayan klasik ama keyifli bir hikâye anlatıyor.
Hikâyenin merkezinde birbirine oldukça zıt iki karakter var: dışarıdan bakıldığında ışıl ışıl, neşeli ve sosyal medya fenomeni olan Ryan ile yüzündeki yara izi nedeniyle kendisini “canavar” gibi gören, daha içine kapanık ve huysuz hokey yıldızı Rhodes. Bu zıtlık aslında kitabın en eğlenceli taraflarından biri. İlk başlarda birbirlerinden pek hoşlanmayan ikilinin zamanla birbirini tanımaya başlaması ve aralarındaki gerilimin yavaş yavaş duygusal bir bağa dönüşmesi oldukça tatlı bir şekilde ilerliyor.
Kitap tam anlamıyla bir romantik komedi filmi havasında ilerliyor. Arkadaşlar arasındaki atışmalar, eğlenceli diyaloglar ve karakterlerin küçük meydan okumaları okurken sık sık gülümsetiyor. Özellikle Ryan’ın büyükannesi gibi yan karakterler hikâyeye sıcaklık katıyor. Ayrıca yazarın dili oldukça sade olduğu için kitap çok hızlı ilerliyor; birkaç oturuşta rahatlıkla bitirilebilecek, kafa yormayan bir okuma deneyimi sunuyor.
Bununla birlikte kurgu açısından bakıldığında kitap oldukça klişelere yaslanıyor. Vegas’ta sarhoş evlilik, sahte evlilik anlaşması, zamanla aşka dönüşen ilişki gibi romantik komedilerde sıkça gördüğümüz tropelar burada da var. Bu durum bazı okurlar için eğlenceli bir konfor alanı yaratırken, bazıları için de tahmin edilebilir bir hikâyeye dönüşebiliyor. Özellikle kitabın sonlarına doğru eklenen dram kısmının yeterince derin işlenmemesi de biraz yüzeysel kalmış hissi verebiliyor.
Rhodes karakteri ise kitabın en güçlü taraflarından biri. Yüzündeki yara izi yüzünden
Kör AtışTeagan Hunter · Pukka Yayınları · 2024815 okunma