Zezé karakterinin büyüme sancıları, içsel çatışmaları ve çocukluğun o kırılgan evreni öyle derinden işlenmiş ki, okurken zaman zaman kendi içimde bir yerlere dokundu. Zezé'nin hayal gücüyle gerçeği birbirine karıştırdığı anlar, masumiyetle karanlık arasında gidip gelen duygular beni en çok etkileyen kısımlardı.Kitabın sonunda kalan duygu, yalnızca hüzün değil. Umut da var. O umut da tıpkı güneş gibi; bazen bulutların arkasında, ama hep orada. Kitabın adının neden "Güneşi Uyandıralım" olduğunu, son sayfaya geldiğimde daha iyi anladım. Bazen bir çocuğun kalbinde bile güneşi yeniden doğurmak için çok az bir sevgi yeterli olabiliyor.