"İnsanların en zayıf tarafları, sormadan, araştırmadan, düşünmeden, kafalarını patlatmadan inanmak hususundaki hayret verici eğilimleridir. Dünyadaki yalancı peygamberleri yetiştirmek ve beslemek için en iyi gübre, işte bu bilmeden inanmak için çırpınan kalabalıktır. "
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
... Hem güzel, hem tahsilli, hem de iyi aileden bir kız arıyor, ilminin kendisine bütün bu meziyetleri isteme hakkını verdiğini sanıyordu. (Alıntı:İçimizdeki Şeytan, Sabahattin Ali)
Böyledir hakikaten insanoğlu tüm kusurlarına rağmen kusursuz arayışındadır. Kendi kusurları kendi nazarlarında kusur bile sayılmazken, başkalarının eksiklikleri onlara nasıl da iğreti gelir. Heleki günümüzde kendini beğenmişliğin özgüven; tevazunun da kişilik zafiyeti olarak görülmesi de bundan değil midir? Yeni yüzyılda hepimizin ortak bir hastalığı var. Büyüklenme...
"Büsbütün başka bir hayat, daha çok manalı bir hayat istiyorum. Belki bunu arayıp bulmak da mümkün... Fakat içimde öyle bir şeytan var ki... Bana her zaman istediğimden büsbütün başka şeyler yaptırıyor. Onun elinden kurtulmaya çalışmak boş... Yalnız ben değil; hepimiz onun elinde oyuncağız. " (Sabahattin Ali, İçimizdeki Şeytan)
Olmak istediğimiz seciyeye zıt davrandığım oluyor mu? Evet, bazen. Ama bunun nedeni kitapta içimizdeki şeytan dediği benlik mi. Yoksa tekamülümüzü tamamlayamadığımızdan kaynaklanan tercihlerimiz ve zayıflıklarımız mı?
... Ne yaratacaksın? Yaratmak yoktan var etmek demektir. En akıllımızın kafası bile bizden evvelkilerin depo ettiği bir sürü bilgi ve tecrübenin ambarı olmaktan ileri geçemez. Yaratmak istediğimiz şey de bu mevcut malları şeklini değiştirerek piyasaya sürmekten ibaret.