Elif H.

"Günahkârların gözyaşları, bu dünyada da ilaçtır, öteki dünyada da."
Mecâlis- Seb'a, s. 152)
Reklam
... Sana da dertten, kederden, gamdan ne gelirse, onları kimseden bilme, kendinden bil! Ey gâfil! Sen de dışındakilerle kötü olmuş, onlarla uğraşıyorsun da, içindeki en büyük düşman olan nefsinle dost olmuşsun, onunla hoş geçiniyorsun. Senin asıl düşmanın nefsin olduğu halde sen onu şekerle besliyor, sonra tutuyor, dışında bulunan herkesi töhmet altına alıyor, onları suçluyorsun.
Mesnevî, c. 4, b. 1897-1919. Ayrıca bkz. Mecâlis-i Seb'a, s. 36)
"Sen dertlerle kıvrandığın, ölümle yüz yüze geldiğin zaman, Allah'a, o tarafa yönelirsin. Fakat derdin geçince, ölüm korkusu kalmayınca o tarafa yabancı olursun. Mihnet ve ızdırap içinde kıvranırken Allah'ı ararsın, mihnet geçince, "O'na giden yol nerede?" diye sorarsın. Bu hâl, Allah'ı gereği gibi bilmemenden ileri geliyor. Halbuki Cenâb-ı Hakk'ı şeksiz şüphesiz bilen, tanıyan kişi, daima O'nu zikreder, O'ndan ayrı düşmez. Yani, mihnetin gitmesi ve âfiyetin gelmesi, Hakk'ı şüphe etmeksizin tanıyan kimsenin her vakit O'nu zikretmesi içindir. Cenâb-ı Hakk'ı şüphe etmeksizin tanıyan kişi, mihnette de, âfiyette de Allah'ı zikreder. Fakat gaflet içinde bulunan böyle değildir. Gaflet perdesi bazen açılır, o zaman Allah'ı hatırlar ve zikreder. Bazen de mânen gözünün önüne perde gerilir, Allah'ı zikretmez olur. Bu da kulun gafletinden, akıl ve idrakinin eksikliğindendir."
Mesnevî, c. 3, b. 1141-1144
Mücâhid şöyle anlatıyor: "Âdemoğullarının çevresinde bir çok melekler vardır. Adamın biri diğerini hayır ile andığı zaman, melekler: "Allahu Teâlâ sana da benzerini versin" derler. Kötülükle andığı zaman, "Ey gizli hâlleri kapalı olan insan, nefsine dön, kendini düzelt ve kusurlarını gizleyen Allah'a hamdeyle" derler.
Allah'ın takdiri gereğince bir şey kaybedersen üzülme. Şunu iyi bil ki o kaybettiğin şey senden bir belayı giderir.