Elif H.

...irade fiilinin hayalleri vardır; biz katiyetle bir karar aldığımızı sanarak onu hemen icra edebileceğimize zihnen emin olduğumuz hâlde, bazen daha ilk fırsatta kararımızın ne kadar zayıf olduğunu anlarız. "İnsanlar kusurlarını görmez." denmesi bundandır. Herkes kendinde birçok iyi huy bulunduğuna inanır. Her fazileti icra için sanki karar hâline ulaşmış temayüllere sahip olduğunu zanneder. Kendini cesur, faal ve girişken bilir; fakat bunlar genellikle hayallerden ibarettir. Kesin bir kararlılıkla aldığını zannettiği kararların daha ilk adımda zaafını görür... İşte bunun için irade fiilinin, tam ve samimi olması için mutlaka fiilî neticeye ulaşması gerekir. İcra, iradenin sadık ve ciddi bir kıstasıdır. İcra edilmeyen bir irade, yalancı ve eksik kalmış olur.
Reklam
"...Bir mesleği seçmeyi kararlaştıran insan, diğer meslekleri seçmekle meydana gelebilecek yüzlerce şahsiyeti ortadan kaldırıp tek bir mesleği icra eden şahsiyetin sınırlarında karar kılmış olur. Evlenen bir adam, hayatını başka pek çok muhtemel yola götürebilecek diğer evliliklerden vazgeçmiş olur. Bu bakış açısıyla denilebilir ki alınan her bir karar, bir şahsın ilerideki hayatına ait ihtimallerin yavaş yavaş azalması demektir." (Paulhan)
İnsan karar aldıkça şahsiyeti de dönüşür. Kararlar önemsiz vakalar üzerine alınmışsa şahsiyetin bu dönüşümü o kadar göze çarpmaz. Fakat bir katil ve bir hırsız, cinayet ve hırsızlık aleyhinde bir karar alırsa elbette artık yeni bir kişi olmuştur, eski şahsiyeti ile olan ilişkisi gittikçe azalmış ve en sonunda bütün bütün yok olmuştur.
Sürekli unutkanlık hali, kaygılı bir ruh halinin sonucudur... Zihin yaşadığı her olayı sanki kötü bir hatıra bırakacakmış gibi, otomatik olarak bilinçaltına atmaya girişirse unutkanlık başlar...
Ağladıkça duyguda derinleşmeyi öğrenir insan. Tıpkı güldükçe duygularında genişlemeyi öğrendiği gibi...