Sadece bedenim değil ruhum da önemliymiş,bunu hep duymuştu bedenim ama hiç hissetmemişti.
Tırnağımdaki törpünün ruhumun da ihtiyacı varmış aslında.Yavaş yavaş törpülüyorum ruhumu inançlarımla;seviyorum onu,dokunuyorum ona,hissediyorum onu.
Herkes başka dili konuşuyordu.Özellikle Adnan Bey gibi 'yetkililer' böyle bir ölümden,kamyona yüklenirken düşüp kırılan bir eşyanın başından geçenleri anlatır gibi 'bahsediyorlardı'.
Hangimize karar verecekti sonunda?Bana mı? Refik Beye mi?Ona göre sınıfta büyüyecekti,ya da küçülecekti.Kendi boyutlarında kalamaz mıydı? Asistanı baktım:Kalamazdı. Bu daha önce Nice asistanları parçalayıp istediği boyta getirmiş bir dişli çarktı.Ben de kim bilir kime benzemiştim? Hepimizi benzetmişlerdi.
Ben yönümü ararken kuzey yıldızının kime göz kırptığını düşünemem.Bana göz kırpsa leylayım, güler geçerim.Mecnuna göz kırpsa yerlebirolur,mecnunun dağları delmesini dilerim.