Sana gecenin öyle bir saatinde gelmek isterdim ki,her birinde sana gösterilenden daha fazlasını arayarak birbiri ardından birçok kitaplar açıp kapamış olasın; hâlâ beklediğin bir gece saatinde, desteklendiğini duymamak yüzünden coşkunun keder olacağı saatte gelmek isterdim sana.
Olası,ama daha elde edilmemiş bir yaşam doluluğu duygusu şöyle bir görünürdü bazı bazı,sonra gene gelirdi,gittikçe daha ısrarlı gelirdi.Of! Bir sabah boşluğu açılsın artık,diye
haykırırdım;bu sonu gelmez çekişmeler ortasından çatlayıversin!
Birçok güzel şey için aşkla yıprattım kendimi,Nathanael.Onlar için hiç durmadan yanıp tutuşmamdan geliyordu parıltıları. Yorulmak bilmiyordum. Her coşku bir aşk yıpranmasıydı benim için,çok hoş bir yıpranmaydı.
Uyandığımda büyük bir neşeyle güzel güneşe bakarken“Onu göreceğim!” diye bağırıyorum sabahları,“Onu göreceğim!” Ve o an bütün gün yapmak istediğim başka bir şey gelmiyor aklıma. Her şey, her şey bu ümitle iç içe geçiyor.