“Kuvvetli, kararlı bir babamız olsun, bize neyi yapıp yapamayacağımızı söylesin
isteriz. Niye? Neyi yapıp neyi yapamayacağımıza, neyin ahlaklı ve doğru, neyin ise günah ve yanlış olduğuna karar vermek zor olduğu için mi? Yoksa suçlu ve günahkar olmadığımızı işitmeye her zaman ihtiyaç duyduğumuz için mi? Bir baba ihtiyacı her zaman mı vardır, yoksa kafamızın karıştığı, dünyamızın dağıldığı, ruhumuzun daraldığı vakit mi isteriz babayı?”
“O zamanlar “ben, kimse beni görmediği zaman en çok kendim oluyorum” diye düşünürdüm. Yeni keşfediyordum bu düşünceyi. Kimse sizi gözlemiyorsa, içinizdeki gizli ikinci kişi dışarı çıkıp dilediği şeyleri yapabilir. Yakınlarda bir babanız varsa ve sizi görüyorsa içinizdeki kişi içinize saklanır.”
Kitap gayet sürükleyiciydi, içinde bolca denizcilik terimi barındırıyor ama boğucu değil. Kitap bitince yarım kalmış gibi hissettim sanki devamı olmalıydı yaşlı adamın sonraki yaşamını çocuğun büyüyünce yapacaklarını okumayı isterdim.