İslam naraları atmak Müslümanlığın kanıtı değildir, çünkü anlayıştır İslam. o gereksiz ,kavgacı naralar İslam'ı gerçekten yaşayamayanlarca atılır.İslam'ın savunulmaya ihtiyacı yoktur, şirk koşmaktır bu! İslam'ı yaşarsın, etrafındaki herkese örnek olacak bir zarafet ve kudrette yaşarsın, gerisi teferruattır. Ve İslam'ı yaşayabilmek için önce insan olmak gerektiğini anlamak lazım..
Peki gerçekten de iyi miydi ?İnsan birinin varlığını kendi içinde küçültmeye çalışırken nasıl iyi olabilsindi ki? Taarruza uğramış, sınırlarına girilmiş, büyük bir savaştan çıkmış gibi hissetti kendini.
.İnsanın kavgası kiminle olursa olsun derdi kendiyle değil miydi?
Şelaleden uzaklaşırcasına sıraladı adımlarını, neredeyse koşacaktı, çünkü bilmiyordu, o şelalenin hayatın kaynağı olduğunu, herkesin kendi şelalesi ile tanışmasının bir zamanı olduğunu, bazen ata binen erkek kıyafetleri giyen bir kızın bizi o şelaleye götürdüğünü, bizi kendi şelalemize kim götürmüş olursa olsun kişilerin bahane olduğunu bilmiyordu ,en güçlü ön yargılarımız olan şeyin bizi o şelaleye iten en güçlü kuvvete dönüştürdüğünü bilmiyordu, hayatın bizi o şelaleye götürmek için tasarlandığını bilmiyordu, kendi şelalesinden atlamamış birinin aslında hiç yaşamamış olacağını bilmiyordu... Öğrenmesinin zamanı gelmişti.
İnsan zihninin şelalesinden kaçabilir miydi?
İnsan ne yaptığını ve niye yaptığını bilmediğinde hayatın akıntısına kapılırdı ve her akıntının sonunda mutlaka bir şelale vardı. Şelaleye varmadan bu akıştan kurtulmalıydı. Oşelalenin zihnine yükleyeceği anlamlardan habersiz yaklaştı selim cama...
Gelecek kayıp gidiyordu sanki.. üstelik hiç varmak istemediği bir yere doğru. Ama nereye gidecekti ki ? Aradığı yalnızlık değil,geçmişti..insan geçmişe kaçabilir miydi ?