Ey bîçare hasta!
Merak etme, sabret. Senin hastalığın sana dert değil belki bir nev'i dermândır. Çünkü ömür bir sermayedir, gidiyor. Meyvesi bulunmazsa zâyi olur. Hem râhat ve gafletle olsa pek çabuk gidi- yor. Hastalık, senin o sermayeni büyük kârlarla meyvedâr ediyor. Hem ömrün çabuk geçmesine meydân vermiyor, tutuyor, uzun ediyor tâ mey- veleri verdikten sonra bırakıp gitsin.
"... siz mihenge vurmadan almayınız,...
Hatta benim sözümü de,ben söylediğim için hüsnü zan edip tamâ-mını kabul etmeyiniz...
Öyle ise her söylenen sözün kalbe girmesine yol vermeyiniz. İşte size söylediğim sözler hayalin elinde kalsın, mihenge vurunuz. Eğer altın çıktı ise kalbde saklayınız. Bakır çıktı ise çok gıybeti üstüne ve bedduâyı arkasına takınız, bana reddediniz gönderiniz."
Aziz kardeşlerim! Üstâdınız layuhtî değil. Onu hatâsız zannetmek hatâdu. Bir bahçede çürük bir elma bulunmakla bahçeye zarar vermez. Bir hazînede silik para bulunmak la, hazîneyi kıymetten düşürtmez.”, “Bâkî bir hakikat, fânî şahsiyetler üstüne binâ edilmez. Edilse, hakikata zulümdür. Her cihetle kemål- de ve devâmda bulunan bir vazife, çürümeye ve çürütülmeye ma'rûz ve mübtela şahsiyetlerle bağlanmaz; bağlansa, vazîfeye ehemmiyetli za- rardır."
"İnsanlar kördür, kaderle savaşıyorlar. Nice kitap var ki
sahibini öldürmüştür! Okuyacaksan kendi kitabını oku! O kitap ki aşk ile başlar aşk ile biter. İlk emri 'Okul' olan kitabı
Okumak dinlemekle başlar. Ve unutma Kabe'nin içinde kıble
olmaz."
Şems-i Tebrizi