Cebrail geldi. Bir tek Yakup gördü. “Ey Cebrail!
Yusufuma ne oldu?” diye sordu.
Cebrail:
“Oğlun peygamberlik yolunun çile basamaklarında ilerliyor. Yüce Allah’ın sana selamı var.
İçin rahat olsun. Elbet bir gün birbirinize kavuşacaksınız. O zamana kadar; “Fesabrûn cemîl.”
Yakup şimdi suskun.
Yakup şimdi mahzun.
اِنَّمَا نُطْعِمُكُمْ لِوَجْهِ اللّٰهِ لَا نُرٖيدُ مِنْكُمْ جَزَٓاءً وَلَا شُكُورًا ﴿٩﴾
9 - (Yedirdikleri kimselere şöyle derler:) "Biz size sırf Allah rızası için yediriyoruz. Sizden bir karşılık ve bir teşekkür beklemiyoruz."
Mealli Kur'an
Yusuf’tur. Rüyadır. Rüyasında yeryüzünün
hükmü de mührü de kendisine sunulan bir Yusuf.
Bir baba. Sevdi Yusuf unu. Üstelik çok sevdi, ama başka sevdi. Bir baba oğluna âşıktı. Oğul
ki alnı nur, yüzü nur, düşleri nurdu. Böyle bir
evlada nasıl âşık olunmasın ki? Diğer evlatlarını
da sevdi Yakup. Ayrım gözetmeksizin ancak Yusuf evlattan öteydi. Geleceğin peygamberiydi. Yusuf sadece bir evlat değil, Yusuftan fazlası vardır
Yusufta. On oğuldan ötedir, dünyadan değerlidir.
Hatta kendi canından bile özgedir Yusuf. Rüyaların özeti Yusufu yazdı. Rüyaların yorumcusu
Yusufu sevdi. İlahi nurun cezbesine kapılan bir
baba, nakşı görüp de nakkaşa nasıl kayıtsız kalsın ki? Nakış nakış maneviyattı Yusuf.
Baba peygamber, peygamber olacak oğula anlattı teker teker kendisinden önceki ALLAH elçilerini