Elifnaz

Suçluya merhamet, masuma zulümdür. -Adam Smith-
Reklam
Yoruldum patron! İnsanların insanlara saldırmasından, çocukların ömrünün kelebekten az olmasından, adaletin bozguna uğradığı bu dünyadan yoruldum. Stephen King
Bir toplumda adaletin yerini sahte bir sükûnet aldığında, vahşet sıradanlaşır. Bugün sokaklarda yankılanan çığlıklara kulak tıkayanlar, aslında kendi sonlarını hazırlayanlardır. Katilin elinden düşmeyen bıçak, sadece kurbanını değil, insanlığın onurunu da her gün biraz daha paralamaktadır. Bu karanlık döngüyü şu iki cümle en çıplak haliyle özetliyor: > Dostoyevski: "Beni mahvedenleri affettim." > Sartre: "İşte bu yüzden yarın başkasını da mahvedecekler." Cezasız kalan her suç, sahibini daha da arsızlaştırır. Siz "affederek" ya da "görmezden gelerek" büyüklük yaptığınızı sanırken, Sartre’ın uyardığı o "yarın" çoktan geldi. Mahvolma sırası artık kapınızda. Adalet; suçlunun sırtının sıvazlandığı bir oyun değil, masumun hakkını zalimin boğazından söküp almaktır. Bugün sesini yükseltmeyen herkes, o "yarın" geldiğinde celladıyla baş başa kalacaktır. Çünkü katili durdurmayan her sistem, kurbanını kendi elleriyle seçer!
Caniler dışarıda nefes alırken, masumlar toprağın altında çürüyorsa; sizin huzurunuz sahte, insanlığınız ise sadece dildedir. Sokaktaki kanı görmemek için gözünü kapatan herkes, o kanın eline bulaşmasına razı gelmiş demektir. Celladın bıçağını suskunluğunuzla bileyliyorsunuz. Unutmayın; haksızlık karşısında eğilenler, adalet can çekişirken altına tabut taşıyanlardır.
EY TÜRK GENÇLİĞİ! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerait, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasî emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr-u zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir. Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda, mevcuttur! Gazi Mustafa Kemal Atatürk 20 Ekim 1927
Edebiyat