Tanrı’nın küçük kuşu bilmiyor
Ne emek, ne bir tasa;
Çırpınışlar içinde kurmuyor o
Uzun ömürlü bir yuva;
Uzun gecelerde dalga uyuyor;
Kırmızı güneş yükseliyor,
Kuş Tanrı sesine kulak veriyor,
Coşuyor ve şarkı söylüyor.
Doğanın güzel çağı baharın peşinden
Yürüyüp geçiyor yakıcı yaz -
Ve ıslak günleri sisler içinde
Getiriyor geç kalan güz:
Sıkıntı insanlara, insanlara tasa;
Küçük kuş ötesinde mavi denizin
Uzak ülkelere, sıcak diyarlara
Uçuyor yeniden bahara değin.
Hiçbir şey doldurmayacak gidenin yerini. Ama geçecek. Azalacak sızısı. Çelik bir fırtına kocaman bacaklarıyla koşarak, silip süpürecek gönlündeki sancıyı.
Çınar kötü olsa serçeye, nefessiz kalır; sevilmediği yerde kimse durmaz. Sevmek gerektir ki tabiatı, sırrını versin. Emek vermek gerektir. Çilek, sevenine tatlıdır. Alıcı kuşlar bile sevenine gider... Her bir şey kendini sevene yönelir.