Elif

Tanrı’nın küçük kuşu bilmiyor Ne emek, ne bir tasa; Çırpınışlar içinde kurmuyor o Uzun ömürlü bir yuva; Uzun gecelerde dalga uyuyor; Kırmızı güneş yükseliyor, Kuş Tanrı sesine kulak veriyor, Coşuyor ve şarkı söylüyor. Doğanın güzel çağı baharın peşinden Yürüyüp geçiyor yakıcı yaz - Ve ıslak günleri sisler içinde Getiriyor geç kalan güz: Sıkıntı insanlara, insanlara tasa; Küçük kuş ötesinde mavi denizin Uzak ülkelere, sıcak diyarlara Uçuyor yeniden bahara değin.
Reklam
Bağışlar gökyüzü insanoğluna Dönüşünü gözyaşlarının ve felaketlerin: Kutludur, gam yüklü nice yıldan sonra Mekke'ye erişen fakir.
Şiir
Hiçbir şey doldurmayacak gidenin yerini. Ama geçecek. Azalacak sızısı. Çelik bir fırtına kocaman bacaklarıyla koşarak, silip süpürecek gönlündeki sancıyı.
Ne yazık, yokluk kendini varlığıyla bildiriyordu işte.
Çınar kötü olsa serçeye, nefessiz kalır; sevilmediği yerde kimse durmaz. Sevmek gerektir ki tabiatı, sırrını versin. Emek vermek gerektir. Çilek, sevenine tatlıdır. Alıcı kuşlar bile sevenine gider... Her bir şey kendini sevene yönelir.
Reklam