Bizim Evstafi İvanoviç, bir vatandaş için en büyük erdemin para kazanabilmek olduğunu söyledi. Kuşkusuz bunu şaka olsun diye söyledi. Bunun bir şaka olduğunu ben de biliyorum. Ama yine de bundan çıkarılacak bir hisse vardı. Bu dünyada kimsenin bir başkasına yük olmaması gerektiği söylenmek isteniyordu.
İster tatlı, ister acı olsun, hatıra insana her zaman acı verir. Başkasını bilmem ama en azından benim için böyle. Ne var ki bu acının da kendine göre bir tadı var. İçim sıkıldıkça, keder bastıkça hatıraların bana verdiği serin etkiyi de aramıyor değilim. Bu duygu, sıcak bir günde güneşten yanmış bir çiçeğe akşam çiğinin düşmesinin verdiği ferahlıya benziyordu.
Geçmişe ait hâtıralar içimi sıkıyor... Hem de işin tuhafı, bunlar daha çok tatlı hatıralar olduğu halde üzülüyorum. Ne kadar garip, bir zamanlar bize kötü gelen, bizi kızdıran olaylar bile birer anıya dönüşünce bütün kötülüğünü kaybediyor. Sanki geçmişin hayalinde bir çekicilik, sevimlilik kazanıyor.