"ve en önemlisi, kendilerine inanmalarına izin ver. izin ver çocuklar gibi çaresiz olsunlar, çünkü güçsüzlük muhteşem bir şeydir ve güç, hiçbir şey. insan doğduğunda güçsüz ve uysaldır, öldüğünde ise, katı ve duyarsızdır. bir ağaç büyürken hassas ve esnektir, ama kuruduğunda ve sertleştiğinde ölür.
sertlik ve güç, ölümün refakatçisidirler. uysallık ve güçsüzlük, varlığın canlılığının dışa vurumlarıdır. çünkü katılaşan hiç bir zaman kazanamaz"
" bu dünyada insanların korktuğu
tek şey öğrenmekti.
acıyı,susuzluğu,açlığı ve üzüntüyü öğrenmek onların uykularını kaçırıyor,bu yüzden daha rahat döşeklere,daha leziz yemeklere ve daha neşeli dostlara sığınıyorlardı.dünyaya olan kayıtsızlıkları bazan o kerteye varıyordu ki,kendilerine altın ve gümüşten,zevk ve sefadan, lezzet ve şevhetten bir alem kurup,keder ve ızdırap
fikirlerinin kafalarına girmesine izin vermiyorlardı.
oysa uzun ihsan efendi,dünya'nın şahidi olmanıngerçek bir
ibadet olduğunu sık sık söylerdi.her insan şu ya da bu şekilde
dünyayı okumalıydı...
dünyaya şahit olmanın yolu ise maceranın
kendisinden başka bir şey değildi.yaşanılanlar,görülenler ve öğrenilenler
ne kadar acı olursa olsun,macera insanoğlu için büyük bir nimetti.
çünkü dünyadaki en büyük mutluluk,bu dünya'nın şahidi olmaktı."