Öncelikle bu denli güzel bir seri yazarak bana önyargılarımı kırmamda yardımcı olduğun için teşekkür ederim. İlk Devre kitabını öyle güzel bir yerde bitirmiş ve İkinci Devre kitabında tam bittiği yerden başlamış. Direk hikayenin bir parçası gibi başlıyoruz okumaya ve bütün yazılan yerlere beraber gidiyoruz. O kadar iyi betimlemelere sahip bir kitap bence. Yaklaşık olarak 3 kuşağı anlatıp bir zaman makinesinde küçük bir gezintiye çıkıyoruz. Raif abi ve Firuze'nin hikayesi beni çok etkiledi. Arzu ablanın ve Emre'nin hikayeleri de gözler önüne serilmiş. Güçlü karakterleri inşa etmiş oldu böylece. Hikaye içinde hikaye okuyoruz. Gülüyoruz, eğleniyoruz ama oldukça da ağlıyoruz serinin son kitabında. Hele ki öyle bir sonu var ki elinizden tutup size anlatanın aslında Ömer olmadığını yine son sayfasında öğreniyoruz. Okunması gereken oldukça güzel bir seri. Özellikle Aşka, dostluğa ve bir aileye ihtiyacı olanlar için. Bana yerli Stefan diyerek bu seriyi okumama vesile olan okuma gruplarına ve böylesine güzel iki kitabı yazdığı içinde Ömer Faruk Aydın 'na sonsuz teşekkürler. Yenilerini sabırsızlıkla bekliyor olacağım.
Yerli Stefan demişlerdi bu yazar için. Önce düşündüm dedim ki 2 kitabı olan ve daha önce hiç duymadığım biri gerçekten böyle bir benzetmeye yakışır mı? Ön yargı bu ya çok ama çok ön yargım oldu. Ama o kadar travmayı bir kitap da toplamak ve hepsine ayrı bir motif yüklemek. Yazar kitabın kapağın da elinizden tutuyor, karşınıza alıp herşeyi anlatıyor. Beraber gülüp beraber ağlıyorsunuz. Ömer, adını sonuna kadar saklayan bir kız, Raif abi, Hacer, Arzu abla bütün hepsinin evlerine sokaklarına misafir oluyorsunuz. Bir aşkı anlatıyor kitap evet, ama bir aşk ile kalmıyor. Korkuyu, acıyı, mutluluğu bütün bedeninizde hissediyorsunuz. Biz özetini bile anlatamazken Ömer Faruk Aydın 98 sayfa içerisine herşeyi dolu dolu anlatıyor. Hayatımıza hoşgeldin yerli Stefan.