-Ama bu hayatta sevmediğin şey ne? Onu söyle.
- Her şey; durmadan öteye beriye koşmalar, küçük ihtiras oyunları, hele de açgözlülükler, rekabetler, dedikodular, birbirine çelme takmalar, birbirini tepeden tırnağa süzmeler. Konuşmalarını dinledikçe insan budalalaşıyor. İlk bakışta zeki adamlar sanarsın, yüzlerinde ciddilik okunur, ama bütün söyledikleri şu biçim şeyler: falanca veya filanca, bilmem ne satın aldı, bilmem neresini kiraladı. Başka birisi : Aa olur şey değil, niçin acaba? Ya da : Falanca dün akşam kulüpte müthiş para kaybetti, bir başkası üç yüz bin kazandı. İllallah bunlardan. Bunlar arasında insanlık nerede kaldı? İnsanlık ufak paralar hâline gelmiş.
Mesela deniz. Tanrı eksik etmesin ama bizden uzak olsun daha iyi! İnsana hüzün vermekten başka şeye yaramaz. Baktıkça ağlayacağınız gelir. Bu uçsuz bucaksız su kitlesi önünde ruh ezilip büzülür; hiç değişmeden, alabildiğine uzayıp giden bu güzel manzarada yorulan göz, dinlenecek bir yer bulamaz.