“Gök kubbenin altında, rüzgârın yorgun bir seyyah gibi savurduğu kelimeler var. Kimi, tarihin derin vadilerinde kaybolmuş; kimi, dillerde yuvarlanmaktan köşeleri aşınmış, anlamı bulanık bir hatıraya dönüşmüş. Bir zamanlar dillerde inci gibi dizilen nice söz, artık sessizlikte unutulmuş bir hece.
Oysa unutulmuş kelimeler, hatırlanmayı bekler. "Serencam"ı bilmeyen bir kalp, kendi sonunu nasıl anlar? "Leyl" olmadan gece hangi sırla örülür? "İklil" taçsız bir cümlede nasıl yankılanır?
Belki de asıl mesele, yeni bir kelime aramak değil; unutulmuş bir kelimeyi yeniden yaşatmaktır. Çünkü her söz, söylenme sırasını bekleyen bir yıldızdır. Gökyüzü eski, fakat parlayan ışık hep yeni..”
Ne yaparsanız yapın, sevme ve üretme kapasitenizi büyütmeye devam edin. İçinizdeki oyunbaz ruhla bağ kurun, her an yolda olmanın tadını çıkarın.
Çünkü yaşamak, gerçekten hissetmekle başlar..