Falih Rıfkı Atay tarafından yazılan okunması adeta borç ve bir vazife sayılan tarihsel hatırat.
Cemal Paşa sözünü duyunca arabacıların atlarının tutumlarının bile değiştirdiği bir dönem.
Fakat yine de yazarımızın Cemal Paşa'nın odasına girerken solda Şeria Nehri ve Lut Gölü sağda Kudüs şehri önde Moskofiye denilen Rus Yapı derken dönem karmaşası ve Talat paşa'nın Bulgar nazırlığıyla görüstükten sonra "Keşke bugün ölmüş bulunsaydım." dediği cümleyle de dönemin savaşları gözler önüne seriliyor.
Ümit, hayal, iyimserlikten yoğrulan bu altın çağ bir dede başı kadar yıpranmış, çileden geçmiş omuzlarının üzerinde güç bela duracak kadar ağırlaşmıştı.
I. Dünya Savaşı'nı kazansak bile bir cinayet olacağını, Türkiye'yi kurtarmak için Alman zaferinin yetmeyeceğini Türkiye'nin Enver ve Almanlardan da kurtulması gereken dört yıllık bir süreç. Enver Paşa'nın gençliğin aradığı hürriyetleri,kadın, tefekkür ve hayat hürriyetini Orta Çağ müslümanlığının bütün yeşilliğiyle devam edeceğini düşünen Allah tarafından Türk hakanlığını kurmaya müekkil olduğunu düşünen hayalperest çılgınca kişiliği.
Rus düşmanlığı,
Alman gücü,
İngiliz yenilmezliği.
Harbi bir çıkmazlığa mahkum eden İngiltere,
bizi açık olarak onların cephesine yaklaştırmayan Rusya,
Almanlarla birlikte harbe girerek mahvolduğumuz son âlem..
Samimiliği temsil eden adamlar iktidardan en iyi faydalanmış olanlardır. Çünkü İttihat ve Terakki'yi sorumsuz adamlar soysuzlaştırdı. Devlet kuvvetlerinin yerini başka şahsi kuvvetler tutamazdı. Nihayetinde her Firavun'un bir Musa'sı olduğu gibi 'En azılı katili eli titrek bir hakim mahkum eder ve bir çingene asardı.
Bekçisi olduğumuz imparatorluğa İngilizler, Fransızlar, Ruslar, Yahudiler, Almanlar girmişti.
Geç kalmıştık.
Artık ne Suriye ne de Filistin bizimdi. Rumeli'yi