Elif Aybüke YASAV

Elif Aybüke YASAV
@Elif_aybukee
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı
23 okur puanı
Şubat 2026 tarihinde katıldı
İkiden Bir Çıkınca (Kısa Bir Aşk Denemesi)
Aşk nedir? Eğer lügate bakıp tanımını yapacak olursak [عشق (A.i. ‘ışk)] Bir kimse veya bir şeye karşı duyulan çok kuvvetli sevgi ve bağlılık, aşırı muhabbet. Şiddetli istek ve tutku. Kadın ve erkek arasındaki çok kuvvetli duygu ve sevgi bağı (Kubbealtı)] Tamam ama aslında bu kalıp tanımların dışında aşk ne? Tanımlar çoğu zaman hislerin gürültüsünü azaltmak için vardır; oysa aşk gürültüden beslenir. Sözlükler düzen ister, aşk ise düzensizlikte büyür. Aşk, sadece iki kişinin bir araya gelmesi değil, birbirinin yaralarını elleriyle değil, bakışlarıyla sarabilmesidir. Bana sorarsanız birisinin gözlerinin içinde kendi suretinizi görebilme duygusu. Çünkü eğer bu durum yaşanıyorsa o insana güvenip kendinizi ilişkiye hiç düşünmeden adayabilirsiniz. İnsan, hayatı boyunca birçok kapıyı çalar ama sadece bir tanesinde evinde olduğunu hisseder; işte o ev kalptir. Ya da birisinin elini her tuttuğunuzda sanki uyuşturucu madde ya da alkol kullanmış gibi sakinleşmek de olabilir. Belki de aşk, insanın içindeki karmaşayı tek bir bakışta susturabilen nadir bir sükûnet hâlidir. Kalabalıkların ortasında yalnız olmadığını hissettiren görünmez bir bağdır. Eğer adam o kapıdan içeri girmeyi göze alamazsa, kadın sadece eşikte bekleyen bir hüzne dönüşür. Çünkü aşkta "beklemek", bazen en ağır olandır ve ruhu yavaş yavaş aşındıran gizli bir sızıdır. Cemal Süreya bir şiirinde şöyle diyor: "Şu üç günlük sevdalara inat, serserice değil adam gibi seviyorum." Bir insan bir diğerini adam gibi nasıl sevebilir? Güven vererek mi yoksa kirpiği yanağına düştüğünde nazikçe peçete uzatıp önce kirpiğini yanağından alıp sonra bir öpücük alarak mı? Oysa aşk, risk almaktır; uçurumun kenarında olduğunu bilip yine de manzaraya hayran kalmaktır. Karşısındaki adama o kadar çekiliyordu ki "Azıcık yaklaşsalar ya deprem
Edebiyat
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
PAUL KLEE'DE UYANMAK
Uyanmak çiçek gibi dayanılmaz güzel kızlar Ad Marginem'den asma köprüler kurmuşlar İstanbul'a Nehirler, aylar çevirmişler o Ayla'lar, Münibe'ler Tümü bir uzak denizde A'lar, V'ler, U'larla Gece sarı bir evde bir iki yaprak evlerinin önünde Açtı açacaklar dünyamızı açtı açacaklar Bu denizi Ayla ayaklarını soksun diye getirdim Bu dünyaları onun için açtım bu balıkları tuttum Bir sabah çıkmak güneşler, aylar bir sabah çıkmak Bir ağacı bu evleri sarı ters bir kuşu düzeltmek Edibe bu sokağı al götür görmek istemiyorum Edibe bu evleri Edibe bu göğü bu güneşleri Edibe A'lar V'ler U'larla olmak Paul Klee'de uyanmak Galile Denizi İlhan Berk
Şiir
Kadınlar Susarak Gider
Kadınlar susarak giderler, Çok uzun emekler verir ilişkisini yürütmek için. Birinin kadını olmayı yüreği, beyni, ruhu o kadar zor kabul etmiştir ki, başka bir adama ait olmayı istemez. Erkek gibi, çorbanın tuzu eksik diye kavga çıkarmaz mesela, tam tersi, konuşmamız lazım der. Erkekler de en çok bu cümleye sinir olurlar. Ertelenir o konuşmalar, maç bitimine, yemek sonrasına ve daha birçok lüzumsuz şeyin ardına ötelenir. Kadınlar inatçıdır, hayata tutundukları gibi, aşklarına da sahip çıkarlar. Bu yüzdendir, konuşup derdini anlatma isteği, karşı tarafı ikna edene kadar uğraşırlar. Sonunda pes eder adam, bir ışık görür kadın, tüm derdini paylaşır. Genellikle ne cevap alır? Abuk sabuk konuşma! Gereksiz ve saçma gelmiştir adama anlatılanlar, hiç de üstünde durmamıştır. Yine bir sıkıntı, tatmin edilemeden geçiştirilir ve adam gün gelip bunların kendisine ok gibi döneceğini bilemez. Bir kadın şikayet ediyorsa, ya da erkeklerin deyimi ile vıdı vıdı ediyorsa; erkek bilmelidir ki, o ilişkiden hala ümidi vardır kadının. Yürütmek, birlikte yaşamak, sorunları çözerek mutlu olmak istiyordur. Daha önemlisi, o adamı hala seviyordur. Kadın susarak gider! En önemli detaydır, erkeklerin hiç anlayamadığı durum işte bu kadar basittir. O gün gelene kadar konuşan, kavga eden, tartışan kadın, kendini sessizliğe vermiştir. Ne zaman ümidini o ilişkiden kestiyse, o zaman sevgisi de yara almış demektir. Yüreğindeki bavulları toplamıştır, kafasındaki biletleri almış ve aslında bedeni orada durarak, ilişkiden çıkıp gitmiştir. Kadın, gerçekten gitmişse, çok sessiz olmuştur ayrılışı, kimse hissetmeden, kapıları vurup kırmadan gitmiştir. Her akşam eve geldiğinde, kapının açıldığını gören adam anlamaz ama bir kadın sessizce gider. Ne mutfağında yemek pişiren, ne yan koltukta televizyon izleyen, ne
Edebiyat