Elif Aybüke YASAV

Elif Aybüke YASAV
@Elif_aybukee
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı
23 okur puanı
Şubat 2026 tarihinde katıldı
Cemal Süreya Gül şiiri üzerine
Puan vermedi
Gül Cemal Süreya’nın ‘Gül şiirinde kadın imgesi, doğrudan cinsel çağrışımlara nispeten daha uzak olan eller ve gözlerle belirtilmiştir. Gözler, anlatıcının içinde bulunduğu ve ölümle eşdeğer tutulan çaresizliği ve hüznü aşabilmek için sığınmak istediği bir liman gibidir. Karanlık imgesiyle temsil edilen bu olumsuz duygular karşısında şairi kadın imgesi ayakta tutmaktadır. ‘Gülün tam ortasında ağlıyorum Her akşam sokak ortasında öldükçe Önümü arkamı bilmiyorum Azaldığını duyup duyup karanlıkta Beni ayakta tutan gözlerinin ‘ Şiirde ki anlatıcı karmaşık duygular içindedir. Gülün tam ortasında ağlıyorum derken mutluluğun ortasında üzgün olduğunu belirtmiştir. Önümü arkamı bilmiyorum derken hayatındaki ve şu an yaşamakta olduğu kargaşadan bahsetmektedir. Bunun nedeni ise şiir anlatıcısının sevgilisinden uzak olmasıdır. Onu ayakta tutan şey sevgilisinin gözleridir ancak o gözler anlatıcıdan uzaklaşmıştır. ‘Ellerini alıp sabaha kadar seviyorum Ellerin beyaz tekrar beyaz tekrar beyaz Ellerinin bu kadar beyaz olmasından korkuyorum İstasyonda tren oluyor biraz Ben bazen istasyonu bulamayan bir adamım’ Şiir anlatıcısının bu dörtlükte rüya içinde olduğunu söyleyebiliriz. Sevgilisinin ellerini alıp sabaha kadar sevdiğini hayal etmektedir. Ancak hayallerinde bile sevgilisi ona uzaktır, ellerinin beyaz oluşu sevgilisinin anlatıcıya karşı soğukluğunu dile getirmek için kullanılmıştır. Şiir anlatıcısı bu durum karşısında korkmuştur. Çünkü sevgilisinin ondan uzak olma düşüncesine bile dayanamamaktadır. Bu düşünce onu kendinden geçirmektedir. Bu yüzden istasyondaki treni bile bulamayacak kadar kötü durumdadır. Şiir anlatıcısı bir bakıma "aşk sarhoşu" olmuştur. ‘Gülü alıyorum yüzüme sürüyorum Her nasılsa sokağa düşmüş Kolumu kanadımı kırıyorum Bir kan oluyor bir kıyamet bir çalgı Ve
Şiir
ÜvercinkaCemal Süreya · Yapı Kredi Yayınları · 201821,8bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Masumiyet Müzesi Üzerine
9/10
·524 syf.··
2026 2. kitabı
·
44 günde okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2026 17:27
Masumiyet Müzesi gerçekten de insanı hem büyüleyen hem de yer yer nefesini kesen, farklı bir atmosferin içine hapseden bir roman. Kitabı okurken aldığım o edebi tadı tarif etmek oldukça zor; Pamuk’un İstanbul tasvirleri, Çukurcuma’nın sokakları ve o eski zamanların hüznü sayfalardan dolup taşıyor. Fakat kitabı bitirdiğimde zihnimde asılı kalan o soru işareti bir türlü gitmedi: Kemal’in hissettiği gerçekten aşk mıydı, yoksa sınırları çoktan aşılmış bir takıntı mı? Düşünsenize, bir insan sevdiği kadının dudakları değdiği, dokunduğu için 4213 tane sigara izmaritini neden biriktirir? Kemal’in Füsun’a olan tutkusu, başta zarif ,masum bir aşk gibi görünse de zamanla bir "eşya biriktirme" ritüeline, hatta hayatını felç eden bir saplantıya dönüşüyor. Sigara izmaritlerinden saç tokalarına, tuzluklardan sinema biletlerine kadar her küçük nesneyi saklayarak duygusal bir anıt haline getirmesi, bana bazen kaybettiği zamanı geri getirme çabası gibi gelirken, bazen de sağlıklı bir ruh halinden tamamen kopuş gibi geliyor. Romanın en çarpıcı yanı da bu olsa gerek; hafıza ve geçmişe olan o aşırı bağlılık. Aslında Kemal için geçmiş bugünden çok daha gerçek olsa gerek. Füsun’la geçirdiği o kısa anları eşyalar ile somutlaştırarak sanki zamanı dondurup bir anı kutusuna saklıyormuş gibi hayatının merkezine koyması, onu bugünden tamamen koparıp geçmişe hapsediyor. Bu durumun romantik bir sadakat mi, yoksa trajik bir bağımlılık mı olduğuna karar vermek gerçekten zor. Kemal, Füsun'un ailesini yıllarca ziyaret ederek(8 yıl boyunca düzenli bir şekilde) hayatını bu rutine hapsediyor, kendi kimliğini sadece Füsun üzerinden tanımlıyor. Özellikle Füsun'u bir insan olmaktan çıkarıp bir imgeye, bir "müze nesnesine" dönüştürmesi beni çok düşündürdü. Sanki ona duyduğu arzu, Füsun'un kendisinden çok,
Edebiyat
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,5bin okunma