"Ev, sadece içinde yaşadığımız bina değildir. Etrafımızda olmasını seçtiğimiz insanlar da evimizdir."
Romantik kitaplara bayılırım. Fantastik romantiklere?? Ölürüm desem abartı olmaz sanırım. Bu kitapta tam olarak öyleydi. Şimdiden benim için 2025'in favori kitaplarında yerini aldı.
Bu evrende, insanlarla birlikte yaşayan farklı varlıklar var. Aklınıza gelebilecek her türlü 'yaratık'. Bir gnom, periler, hatta türü adlandırılamayan sümüğümsü bir yaratık! Tabii bu yaratıklar 'çok tehlikeli' (:D) oldukları için çocukken yetimhanede tutuluyorlar, sonrasında ne olduğuysa.. Eh, bu durum insanların pek umrunda olmadığı için bilemiyoruz. Bu yaratıklarla ilgilenen bir resmi kurum olsa da, bu kurum tamamen insanlardan oluşuyor ve insanların kurallarıyla yürütülüyor. Bu detay bana bugünün ataerkil bir şekilde yönetilen toplumlarını hatırlattı aslında. Kitapta da kendimden çok fazla parça buldum. Hep azınlıkların anlatıldığı kitaplarda kendimizi bulmamız ne komik, değil mi? Heeer neyse.
Ana karakterimiz Linus Baker da bu kurumun bir çalışanı. Onun işi bu yetimhaneleri denetleyip çocukların iyi durumda olup olmadığından emin olmak. Ancak bir gün, yöneticiler tarafından, ona çok gizli ve önemli bir görev veriliyor. Bir adada bulunan, tamamen izole olmuş ve türünün en tehlikeli yaratıklarını barındıran bir yetimhane! Linus işini çok ciddiye alan ve işinde de gayet başarılı bulunan bir çalışan, bu işte de başarılı olacağına emin olduğu için adaya gitmeyi kabul ediyor. Ona verilen dosyalarda, bu adadaki çocukların son derece tehlikeli ve korkunç olduğu yazıyor. Ancak Linus'u adada karşılayan sahne kesinlikle öyle değil.
Bahçe işleriyle ilgilenmeyi seven bir gnom, şarkı dinlemeye bayılan, maceracı bir 'şeytan', belboy olma hayali kuran türü bile belirlenmemiş bir yaratık ve daha