Elif Berin

Elif Berin
@Elifberin
Akademisyen
Yüksek Lisans
İzmir
İzmir
11 okur puanı
Mayıs 2024 tarihinde katıldı
Benlik yaşam boyunca devamlı bir şekilde, gerçekle yüzleşmesi ve bireyleşme sürecine katılması için ego üzerine baskı uygular. Egonun rızası olsa da olmasa da bunu yapar. Gelgelelim, isteksiz bir ego karşısındaki telafiler (kabuslar, kazalar, fiziki semptomlar) bireyleşme sürecine katılmak için elinden geleni yapan bir ego ile bilinçdışının kurduğu tamamlayıcı ilişkiden çok daha şiddetlidir.
Sayfa 159·Kitabı okudu
Kendin Olmak
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Rüyalarda Yemek Yeme
Yeme, hazım, özümseme gibi faaliyetlere dair metabolik sembollere rüyalarda sık rastlanır. Bunlar, metabolize edilmesi gereken süreçlere, gerçeklere ve psikolojik mesele veya sorunlara işaret edebilirler. Bir kadın rüyasında ‘ayin ekmeği’ şeklindeki kendi dışkısını yediğini görmüş; bu rüya onu kabaca fakat empatiyle gölgede kalan kendi olumsuzluğunun bir parçasını, benötesi güçle kutsal bir ayindeymişçesine metabolize etme ihtiyacına uyandırmıştı. (Whitmont, E.C. & Perera, S. B., Dreams: A Portal to the Source, New York, Routledge, 2011, s.146). Çevirenin dipnotu
Sayfa 127·Kitabı okudu
Kendin Olmak
Ölüm
Rüyaların işlevlerinden biri hayatta yaklaşan bir aşamaya veya eşiğe hazırlıktır. Ölüm, bilinçdışının bizi hazırlamak istediği böyle bir eşiktir. Ölümlü olduğumuzu kabul etmemiz, sonumuza dair bilgilenmemiz bilinçdışımız için çok önemlidir. Çünkü biz ölümde olgunlaşırız. Ego bilinci 'doğru' bir tutum içindeyse kişi ölümde ruh-tözünün yani Benliğin doğumunu yaşama şansına sahip olur. Benlik için önemli olan 'büyük iş’ yani içsel bütünlüğün tamamlanmasıdır. Bu, bir görevi veya hayatının görevini tamamladığını hisseden insanların neden ölümden korkmadıklarını da açıklayabilir. (Marie-Louise von Franz’ın On Dreams and Death: A Jungian Interpretation adlı kitabına E. Kennedy-Xipolitas’ın önsözünden, Chicago, Open Court, 1998, s.vii) (çevirenin dipnotundan bir kesit)
Sayfa 83·Kitabı okudu
Kendin Olmak
Bağlam
Rüya, rüya sahibinin mevcut yaşamının bağlamında okunmalıdır. Jung, rüyaların çoğunlukla egonun bilinçli görüşünü telafi ettiğini ve baskın ego-kimliğinin tutumuna karşıt bir unsur (genellikle daha kapsayıcı bir bakış açısı) sunduğunu düşünüyordu. Egonun gerçeklik anlayışı her zaman sınırlıdır, rüyanın eğilimi ise egoyu genişletme yönündedir (gerçi bu genişleme sonunda geçici olarak daraltılmış veya odaklanmış bir farkındalığı gerekli kılabilir). Rüyayı, rüya sahibinin hayatı bağlamına yerleştirmek, onu gelecekte yapılması gerekenlere dair bir ipucu olarak okuma kolaylığı sağlamaz. Aynı şekilde, bir rüyayı kişinin mevcut bilinçli konumunun teyidi olarak görmek, çoğu durumda rüyaların içerdiği telafi edici bilgiyi açığa çıkaramayacak kadar kolaycı bir tavırdır. Genel bir kural olarak, rüyanın ne söylediğini zaten biliyorsanız anlamını ıskalamışsınız demektir.
Sayfa 60·Kitabı okudu
Jungiyen yaklaşımda rüya yorumunun üç ana basamağı mevcuttur: 1) Rüyanın detaylarının eksiksiz ve net bir şekilde anlaşılması; 2) Kişisel, kültürel ve arketipsel olmak üzere üç düzeyden biri veya fazlasında çağrışımların ve amplifikasyonların aşamalı olarak derlenmesi; 3) Amplifikasyonla zenginleştirilen rüyanın, rüya sahibinin yaşam durumu ve bireyleşme süreci bağlamına yerleştirilmesi .... .... Amplifikasyon, Jung'un yorum (özellikle de rüya yorumu) için kullandığı yöntemin bir öğesidir: ÇAĞRIŞIM vasıtasıyla bir rüyanın kişisel bağlamını belirlemeye çalışmış, AMPLİFİKASYON vasıtasıyla rüyayı evrensel imgelemle ilişkilendirmiştir. Amplifikasyon, rüya sembolizminin metaforik içeriğini açıklığa kavuşturmak ve zenginleştirmek için mitik, tarihsel ve kültürel paralelliklerin kullanılmasını içerir. Jung bundan imgenin içinde gömülü olduğu ‘psikolojik doku’ olarak bahseder. (sayfa 15, 7. dipnottan kesit)
Sayfa 56·Kitabı okudu