Ben Martin ile biraz geç tanıştım maalesef. Kitabı geç okumayı kast etmiyorum bakın. Martin'i kitabı okurkende tanımamışım ben. Herkes gibi bende Martin'e biraz haksızlık etmişim meğer. Herkes gibi bende Martin'e karşı mahçubum biraz...
Martin umutların ve başarıların adamıdır. Bir o kadar da hüzünlerin ve hayal kırıklıklarının. Mutluluğun ve inancın adamıdır. Bir o kadar da üzüntünün ve yıkılışın adamıdır..
Martin, kendi halinde bir denizcidir. Denizlere açılıp, ağır işlerde çalışıp, parasını içkide bitiren; zeki, güçlü, yakışıklı kahramanımızdır Martin.
Martin, bir gün Ruth'un kardeşi Arthur'un hayatını kurtarır ve Arthur onu evlerine yemeğe davet eder. Martin daveti kabul eder ve akşam yemeğine gider. Martin görür görmez Ruth'un güzelliğine ve egitimine aşık olur.
Ruth karşısında konuştukça Martin dahada eziliyordu küçülüyordu. Ruth'a hayran kalmıştı. Bu güzel kadın ne kadar eğitimli ise Martin'de bir o kadar eğitimsizdi. Aralarındaki fark Martin'i bitiriyordu. Ortadaki sınıf farkı apaçık ortada idi...
Martin ve Ruth ile kitaplar, okul ve daha bir çok eğitim alanında konuşup sohbet ediyorlardı. Bu sohbetlerde Ruth Martin'in yüksek bir eğitime ihtiyacı olduğunu anlamıştı. Eğitimin dışında Martin onda çok farklı duygular uyandırıyordu ve bunun adını kendiside bilmiyordu. Sohbetlerden Martin'in çıkardığı ise Ruth'a yaraşır olmak için kendini geliştirmesi gerektiğiydi. Martin kütüphanelerden çıkmıyor, kitaplar alıyor, saatlerce okuyor, geceleri uyumuyordu. Çok hızlı ve durmadan gelişiyordu Martin..
Ruth Martin'i eğitmekten zevk alıyordu onu kendi isteklerine göre biçip kesip hayatına almak istiyordu. Martin'de bu duruma büyük bir zevkle eşlik ediyordu.
Martin uzun bir arayış döneminden sonra ne yapmak istediğini buldu.
Yazmalıydı!
Her şeyi tüm güzellikleri, kötülükleri,