Gayet güzel bir şekilde başlayıp beni içine alan bir kitaptı aslında. Hatta gelişen olaylar, Stepford Kadınları’nın sonradan böyle bir hayata ilginç bir şekilde evrilmesi hepsinin de yaklaşık 4 aylık bir süreçten sonra aynı tip robotlar haline dönüşmesi beni oldukça meraklandırdı. Kitabın son sayfalarına doğru çok heyecanlandım ve zihnimde birçok son hazırlamıştım bile fakat sona geldiğimde ilginç olan veya kitabın dahil olduğu kategori olan “bilim-kurgu” ya dair bir şey görememek, oldukça havada ve belirsiz bir sonla karşılaşmak beni oldukça hayal kırıklığına uğrattı.
İçeriği, kadınlar ve erkekler hakkında değindiği can alıcı noktalar çok hoşuma gitse de bilim kurgu okuma niyetiyle başladığım için ve sona doğru da bir hayli heyecanlandığım halde bir sonla karşılaşmamam hayal kırıklığı yaşamama sebep oldu.
Sanırım zihnimde hazırladığım sonlardan biriyle “Stepford Kadınları” nı kendimce tamamlamam gerekecek.
Dönemin kadın-erkek ilişkisine bakışını yansıtması,toplumsal eğitime vurgu yapılması kitabın beni etkisi altına aldığı noktalarıydı. Özellikle Pervin’in bilinçli, sorgulayan, eleştirel düşünce tarzını çok sevdim ta ki son kısma gelinceye kadar. İki noktada hayal kırıklığana uğradım diyebilirim birincisi toplumsal baskılara rağmen öylesine derin düşünce tarzına sahip Pervin’e yaşadığı hızlıca teslim oluş ve razı gelişi yakıştıramadım. İkincisi ise Behiç ile ilgili durum çok hızlı geçiştirildi, Nigar ve Hanım tarafından uydurulan bir hikaye miydi acaba diye soru işareti bıraktı bende ve havada kaldı diye düşünüyorum.
Bu düşüncelerimi belirtmekle birlikte okumaktan oldukça keyif aldığımı da söylemek isterim.