Bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti. Acıyı, susuzluğu, açlığı ve üzüntüyü öğrenmek onların uykularını kaçırıyor, bu yüzden daha rahat döşeklere, daha leziz yemeklere ve daha neşeli dostlara sığınıyorlardı. Dünyaya olan kayıtsızlıkları bazen o kerteye varıyordu ki, kendilerine altın ve gümüşten, zevk ve safadan, lezzet ve şehvetten bir alem kurup, keder ve ızdırap fikirlerinin kafalarına girmesine izin vermiyorlardı.
Biri benim için yoruldu mu korkuyorum. Sonradan yorulduğu aklına gelecek, benden de yorulacak diye. Babam, benim için yorulduklarının dökümünü yapmıştı, yediklerimin, içtiklerimin.
Bekleyeceğim. Ölmeyi bilmiyorum. Üzülmüyorum.
Biraz sonra abim gelip beni anneanneme götürecek.
Giderken on kuruşluk şeker alacağız. Ölümle tanışacağız.
Ölüm?
Elimi kuma gömmeye benziyor.
Ölüm, en çok annemin ağlaması.