Distopyanın hakim olduğu körlük kitabının ilk sayfalarını okuduğumda körlük sadece yayılmış bir hastalıktı. Ama ilerleyen sayfalarında bunun sadece bir hastalık değil, hastalıktan da öte olduğunu farkettim. Bu sosyolojik bir bozulmaydı. Kitap, insanın içindeki hayvanın ortaya çıkması ile birlikte nelerin yaşanabileceğini gözler önüne sermiştir. Okurken dikkatimi çeken noktalardan bazıları ise kişi isimlerinin yer almaması ve kitabın geçtiği ülkeye dair bir betimlememe yapılmamasıydı. Politik kavramlar üzerinde durulmaması kitabı okuduğumda eksik hissettirmişti. Kitap, günümüz toplumunun gören ama görmek istemeyen körlerden oluştuğuna da vurgu yapmaktadır.