Bir zamanlar ıssız yerlere gidip ruhunu bulmaya çalıştığını söylerdi. Sonunda kendi öz ruhu sayılabilecek bir ruhu olmadığını anlamış. Koskoca bir ruhun bir küçük parçası onunmuş. Issız yerler iyi değildir, derdi.
Çünkü kendi payı o küçük ruh parçası , diğer ruhların arasında olmadıkça, bütünün yanında olmadıkça hiçbir işe yaramıyormuş.
Kadınların gözü erkeklerdeydi.Acaba sonunda yıkılacaklar mı,diye bakıyorlardı. Sessizce durup bakıyordu kadınlar.
Bir kaç erkek bir araya gelince yüzlerindeki korku yok oluyor,yerini öfke alıyordu.
O zaman kadınlar rahatlayarak içlerini çekiyordu.
Kadınların gözü erkeklerdeydi.Acaba sonunda yıkılacaklar mı,diye bakıyorlardı. Sessizce durup bakıyordu kadınlar.
Bir kaç erkek bir araya gelince yüzlerindeki korku yok oluyor,yerini öfke alıyordu.
O zaman kadınlar rahatlayarak içlerini çekiyordu.
Her gece bir dünya yaratılıyordu.
Her şeyi ile bir dünya...
Eşleriyle dostlarıyla düşmanlarıyla tam bir dünya kuruluyordu. Övünenleriyle korkaklarıyla sessizlikleriyle iyi yürekleriyle.
Dünyayı dünya yapan ilişkiler her gece kuruluyor, sonra her sabah dünya yeni baştan sirk gibi sökülüyordu.