"Vaktimiz olduğunu düşünerek her şeyi erteliyoruz. İyiliği, mutluluğu, sevinci, sevdiğimize onu sevdiğimizi söylemeyi... Fakat zamanımızın az olduğunu bir şekilde öğrendiğimizde o küçücük zamana çaresizce her şeyi sığdırmaya çalışıyoruz. Keşke biraz içimizden geldiği gibi yaşasak."
On sekiz yaşına girdiğimde ıslahevinden bu cezaevine nakledilmiştim. Yine böyle durmuş ve uzun uzun devasa kapılara bakmıştım. Yine sağımda ve solumda iki memur vardı. Dönüp arkama bakmıştım, orada beni bekleyen kimse yoktu. Yine dönüp arkama baktım ve yine kimse yoktu. Yankı Sarmaşık olarak girdiğim bu yere bu sefer de Sedef Sarmaşık olarak giriyordum. İsim değişiyordu ama kader değişmiyordu.
Yedi yaşından beri sokakları eviniz bildiyseniz, çöpten topladığınız bayat ekmekler sizin için bir lezzet şöleni olurdu. Attıkları reçel kaplarının dibinde birazcık kalmışsa, çikolata kavanozunun dibi iyice sıyrılmamışsa o gün sizin için şanslı bir gündü. Başkalarının çöpüyle beslenmek fazla dokunmazı çünkü bir lokma ekmeğe muhtaç iken gurur yapıcak durumda olmazdınız.