Duygularımızı yalnız ölümün uyandırdığına dikkat ettiniz mi? Bizden yeni ayrılmış dostlarımızı ne kadar severiz, değil mi? Ağızları toprakla dolup hiç konuşmaz olmuş hocalarımıza ne kadar hayranızdır! Saygı o zaman çok doğal olarak gelir, belki de tüm yaşamları boyunca bizden bekledikleri o saygı. Ama biliyor musunuz niçin ölülere karşı hep daha dürüst ve daha cömertizdir? Nedeni basittir onlara karşı bir yükümlülüğümüz yoktur.
Hele hele hiç sanmayın ki, dostlarınız her akşam size de telefon edip dostluk gereği o akşam intihara mı karar verdiniz ya da düpedüz arkadaşa mı ihtiyacınız var, dışarı çıkacak durumda mısınız diye soracaklar. Hayır,eğer telefon ederlerse,bu,sakin olun yalnız olmadığınız ve yaşamın güzel olduğu bir akşam vakti olacaktır.İntihara ise daha çok onlar iteceklerdir sizi, onlara göre, kendinize karşı ödeviniz gereği. Dostlarımızın bizi çok yüceltmesinden Tanrı korusun bizi, aziz bayım görevi bizi sevmek olanlara,yani yakınlarımıza,müttefiklerimize (ne deyim ama!) gelince, başka bir derttir bu. Gerekli sözcüğü söyler onlar,ama bu, daha çok İşlerine gelen bir sözcüktür;tüfek atar gibi telefon ederler. Ve de vururlar.