Konuşması hızlı ve özentilidir; her durumda kullanılabilecek ezberleme deyimlere önem veren, yalın güzellikten etkilenmeyen, kendilerini ciddi ciddi olağanüstü duygulara, yüce tutkulara ve bilinmedik acılara kaptırıveren kişilerden biridir o. Böyleleri etki yaratabildiler mi mutlu olurlar; taşralı hanımlar bayılırlar bu tiplere.
Yaşlanınca ya akıllı uslu çiftlik yönetirler ya da içkiye vururlar kendilerini; bazen iki işin de üstesinden geldikleri olur. Yürekleri, çoğu kere, erdemlerle doludur ama şiirsel bakımdan beş para etmezler. Gruşnitski'nin en büyük tutkusu parlak sözler söylemekti; konuşma gündelik kavramların dışına çıkar çıkmaz kelime yağmuruna tutardı insanı. Hiçbir zaman tartışamadım onunla. Ne karşı çıkışlarınıza kulak asar ne söylediğinizi dinler. Bir susmayagörün, hemen sizin biraz önce söylediklerinizle ilgili gibi görünen ama aslında kendi konuşmasının devamı olan bir tirada girişir.
Ortalama bir zekâsı vardır; nükteleri epey güldürücüdür ama çoğu kere yersiz kaçar, üstelik zekâsı keskin falan da sayılamaz; bir kelimeyle alt edebileceği tek kişi yoktur dünyada; insanları tanımaz, zayıf noktalarından habersizdir çünkü bütün ömrü boyunca yalnız kendisiyle ilgilenmiştir. Amacı bir roman kahramanı olabilmektir.