Modern insan zihni, bir zamanlar yıldızlarla konuşan eski bilgeliklerin enkazı üzerinde kurulmuş cam kulelere benziyor.
Hafıza artık sadece unutmanın değil, hatırlamaya karşı duyulan bir tedirginliğin mekânı. Her şey kayıt altında ama kimse hiçbir şeyi gerçekten hatırlamıyor. Bilgi, tıpkı ıssız bir çölü geçerken sırtında taşıdığın su gibi değerli olması gerekirken şimdi sonsuz bir dijital okyanusta kıymetsizleşiyor. Zihin, ezberle değil erişimle yetiniyor; öğrenmek yerine çağırıyor, anlamak yerine kopyalıyor. Ve belki de en sessiz çöküş burada başlıyor: İnsan, kendi hafızasının sürgünü haline geliyor.