Kıyılarımız duygularımızın boyunda, derinliğimiz aklımızın ölçüsündedir, ufuklarımızsa sisler içinde.O kıyısız gökyüzü nasıl sığar küçücük gözlerimize, bir bardak suya, demirli bir pencereye... Nasıl gizleriz ağız dil vermez bir geceye? Ve nedir ki gizi, daraldığımız her yerde bir genişlik duygusu verir içimize. Çözemeyiz de, bu güdük bilinç, bu sığ yürek, bu ezbere yaşamla.
Şükrü ERBAŞ
Bre zavallı insan az mı derdin var ki kendine yeni dertler uyduruyorsun. Az mı kötü haldesin ki birde kendi kendini kötülemeye özeniyorsun. Ne diye yeni cirkinlikler yaratmaya çalışıyorsun. İçinde ve dışında zaten o kadar çirkinlikler var ki! O kadar rahat misin ki rahatının yarısı sana batıyor? Doğanın seni zorladığı bütün yararlı işleri gördün bitirdin işsiz güçsüz kaldın da mı başka işler çıkarıyorsun kendine? Sen tut doğanın şaşmaz hicbiryerde değişmez yasalarını hor görür sonra o senin yaptığın bir taraflı acayip, uygunsuz yasalara uymaya çabala. Üstelik bu yasalar ne kadar özel, dar, dayanıksız, gerçeğe aykırı olursa çabaların da o ölçüde artıyor senin. Mahalle papazinin sana emrettiği gündelik işlere sıkı sıkıya bağlanirsin; Tanrı nın doğanın emirleri umrunda değildir. Bak bir düşün bunlar bunlar üzerine: Bütün yaşamın böyle geçiyor.