Elit gali

İnsan, bağışlayıp bağışlamadığını nasıl bilir? Olay karşısında öfke duymak yerine kederlenmek, o kişiye kızmak yerine üzülmek eğiliminde okursunuz. Tüm bunlara ilişkin herhangi bir şey anımsamama eğiliminde olursunuz. İşin başında bu kırgınlığa yol açan ıstırabı anlarsınız. Ortamın dışında kalmayı yeğlersiniz. Bir şey beklemezsiniz. Bir şey istemezsiniz. Bileğinize dolanıp sizi oradan oraya sürükleyen bir kement yoktur. Gitmekte özgürünüzde. “Bundan böyle hep mutlu yaşadılar” ile sonlanmasa da, bu günden itibaren sizi illaki bekleyen taptaze bir “Bir varmış bir yokmuş” duygusuna kapılırsınız.
Sayfa 409 - Ayrinti·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
BAĞIŞLAMANIN DÖRT EVRESİ 1)vazgeçmek- tek başına bırakmak 2)kaçınmak- cezalandırmaktan kaçınmak 3)unutmak- bellekten çıkarmak, yerleşmesine izin vermemek 4)bağışlamak- borcu silmek
Sayfa 406 - Ayrinti·Kitabı okudu
Üç tür fantezi vardır: ilki haz fantezisidir;bu gündüz düşleri gibi, sadece eğlence için yapılan bir tür zihin doldurmasıdır. İkinci fantezi türü, istemli bir şekilde düşlemlemedir. Bu fantezi çeşidi planlanmış bir oturuma benZer. Bizi eyleme sevk etmek için bir araç olarak kullanılır. Psikolojik, tinsel, mali ve yaratıcı, tüm başarılar bu yapıdaki fantezilerle başlar. Sonra da üçüncüsü gelir ki, her şeyi sona erdiren, hassas zamanlarda doğru eylemi engelleyen bu fantezidir.
Sayfa 356 - Ayrinti·Kitabı okudu
Eve gitmenin bir çok yolu vardır: bir çoğu dünyevisine, bazıları ise kutsal. Hastalarım bana, bu dünyevi çabaların onlar için bir eve dönüş olduğunu söylerler.. yine de sizi uyarırım, eve giden çıkış yolunun tam yeri zamandan zamana değişir, bu nedenle konumu bu ay, bir önceki ayninden farklı olabilir: bunlara değinen şiirleri ve kitap pasajlarını yeniden okumak. Bir nehrin, bir derenin, bir koyun yanında birkaç dakika olsun zaman geçirmek. Yaldızlı bir gecede yere uzanmak. Etrafta çocuklar olmadan sevdiğinle birlikte olmak. Bir şey soyarak, örerek, kazıyarak revakta oturmak. Bir saat süreyle herhangi bir yöne doğru yürümek ya da araba sürmek, sonra geri dönmek. Geçilen bir yeri bilmeden herhangi bir otobüse binmek. Müzik dinlerken tempo tutmak. Gün doğumunu selamlamak. Şehir ışıklarının geceleyin gökyüzünü perdelemediği bir yere gitmek. İbadet etmek. Özel bir arkadaş. Ayaklarını sarkıtarak bir köprünün üstünde oturmak. Bir bebeği kucaklamak. Bir kafede pencere kenarına oturup yazı yazmak. Ağaçlardan oluşma bir halkanın ortasında oturmak. Güneşte saçları kurutmak. Yağmur suyu dolu bir fıçıya elleri sokmak. Saksılara bitkiler dikmek ve bu arada ellerin çok kirlendiğine emin olmak. Güzelliği, letafeti, insanların dokunaklı zayıflıklarını gözlemek.
Sayfa 312·Kitabı okudu
Ölü bir kentin Meydanında durup Kırmızı ayakkabıları bağlıyorum... Bana ait değiller, Anneminler. Ona da annesinden kalmış. Bir aile yadigarı gibi elden ele geçmiş Ama yüz kızartıcı mektuplarmışçasına gizlenmişler de. Ait oldukları evler ve sokaklar da gizlenmiş Tıpkı Bütün kadınlar gibi..
Sayfa 271·Kitabı okudu