Peyami Safa'nın bu eserinde her bir cümlenin ayrı bir önemi ve tesiri var.
Kitabın baş karakterinin yaşamış olduğu acıyı kendiniz yaşamış gibi iliklerinize kadar hissediyorsunuz.
"Benzer acıları çekenler ancak birbirlerini anlayabilirler" ifadesinin farklı yorumlarını bu kitapta bulabilirsiniz.
Keyifli okumalar.
"İstenildiği gibi olan ya da olmayan şeylere üzülmekle o kadar çok zaman harcıyoruz ki treni kaçırıyoruz. Hayat kendi yolunu bulur ve her şey olacağına varır. Sadece yaşa ve bırak olsun gitsin."
Sarah Jio'nun daha önce okumuş olduğum Böğürtlen kışı ve Gündüz Sefası kitaplarına benzer bir yanı vardı.
Yine sonunda ne oldu diye bir solukta okuyabileceğiniz ama bazı yerlerde tahminler yürütüp sonunu tutturduğunuz macera tadında bir kitap olmuş.
Kitabın bazı yerleri sanki eksik kalmış gibi bir hissiyat uyandırdı bende. Bazı yerlerde gereksiz detaylar varken bazı yerler yüzeysel geçilmiş gibi. Örnek olarak da; Charlotte, Ida ve Max'e ait mektupları Rose'a ulaştırabildi mi?
Genel olarak sürükleyen ama kısmen eksiklikleri olan güzel bir kitaptı.