... ve iyi biliyordu: aynı odaları paylaşan insanlar, ister asker olsunlar, ister tutuklu, giysileriyle birlikte zırhlarını bırakınca, her akşam, düşün ve yorgunluğun eski birliğinde birbirlerini buluyorlardı sanki.
Konuşmak isterdi. Ama söyleyecek hiçbir şeyi yoktu, ötekilerin de. Sessiz yüzlerde yalnız keder ve bir tür inat okunuyordu. Bazı bazı, içinde mutsuzluk sözcüğü biçimlenmekteydi, ama zar zor, bir kabarcığın aynı anda doğup patlaması gibi hemen silinip gidiyordu.