Yabancı ülkelerde biz de yalnızca fanteziyiz. Unutmayın bu sözlerimi, kendiniz de göreceksiniz ya!...
BAŞYAPIT! ne yazarsam yazayım az kalacak. Kelimeler yetmez.
Budala bir Prens başkahramanımız var. Ama bana sorarsanız Prens çok soylu ve saf ama asla budala değil. Sadece çok heycanlı , ve bundan ötürü herkes budala olduğunu düşünüyorlar. Ama gel gelelim ki Prens hem saf hem zeki. Kısacası ben Prense aşık oldum.
Şöyle bir ayrıntıda var ; Prens Mışkın sara hastası. ve Dostoyevski'de sara hastasıymış! Bu detay beni çok etkiledi.
Prens iki kişiyi de sevmesi beni derinden etkiledi. Ayrıca başka bir karakter olan Aglea'nın da Prensle dalga geçmesi ve onu sevmesi bir hayli beni hem üzdü, hem de düşündürdü.
KONUSU : Sara hastası olan bir genç adamın ( bu Prens oluyor) dürüst ve açık bir insan olması ve bundan kaynaklanan sorunları ele alıyor. Aslında Dostoveyski burada insanların iki yüzlü oluşlarını ve toplumunun gerçek yüzünü ele alıyor
OKUYUN , OKUTUN!
Herkese iyi geceler ve bol okumalı, bol kitaplı günler dilerim